sosyal medya ve kişilik hakalrı

Sosyal Medya ve Kişilik Haklarının Korunması

Giriş

İnternet sunduğu olanaklarla geleneksel medyadan ayrılmaktadır. Televizyon ve yazılı basın gibi geleneksel iletişim kanalları görsel anlamda etkileyici olmakla birlikte, tek yönlü bir iletişim kurdukları için amaca ulaşma konusunda pasif oldukları düşünülmektedir. İnternetin sağladığı web uygulamalarında ise iletişim kuran taraflar arasında eş zamanlı ve iki yönlü enformasyon akışı sağlanmaktadır. Kendini sürekli yenileyen internet sosyal medya ile kendi içinde altın çağını yaşamaktadır. Bu çağ öyle bir çağdır ki insanların hayatlarına dokunmaktadır. Birçok kişi arkadaşlarıyla görüşmek, arkadaşlarının fotoğraflarına ve iletilerine bakmak, mesaj göndermek ve almak, eğlenmek, boş zamanını değerlendirmek, bilgiye erişmek, gündemi takip etmek için sosyal medyayı kullanmaktadır. Sosyal medya, boş vaktimizi değerlendirdiğimiz, eğlendiğimiz, sohbet ettiğimiz, bilgi alışverişinde bulunduğumuz, bilgiye erişip gündemi takip ettiğimiz yegâne araç haline gelmiştir

Hayatımızın vazgeçilmezlerinden olan internet teknolojisinin özellikleri şöyle özetlenebilir;

– İnternet, iletişim teknolojilerinin bir koleksiyonudur.

– Yazılı iletişim araçları, telefon, iletişim uyduları, yazılı, sesli ve görüntülü kitle iletişim araçları, kitap, fotoğraf, bilgi kaydetme/depolama teknikleri gibi tüm iletişim tekniklerini kullanır.

– İnternet tün medya fonksiyonlarını yerine getirir.

– İnternet ticari fırsatlar yaratır.

– İnternet etkileşimli(interaktif) olarak iletişim sağlar.

Kısacası iki yönlü ve eş zamanlı iletişime imkân sağlaması, hızlı olması, düşük maliyet gerektirmesi başlıca avantajları arasında gösterilebilir. İnternetin en önemli farklarından biri de, diğer iletişim araçları gibi tek bir kişi, kurum ya da ülkenin tekelinde bulunmamasıdır. İnternet, bu teknolojiyi kullanan milyonlarca kişi, firma ve kuruluşun ortak sahipliğindedir

Sosyal Medya, kullanıcılara enformasyon, düşünce, ilgi ve bilgi paylaşım imkânı tanıyarak karşılıklı etkileşim yaratan çevrimiçi araçlar ve web siteleri için ortak kullanılan bir terimdir.

Ayrıca Sosyal medya, bilginin, farklı bakışların/düşüncelerin ve deneyimlerin kamu oluşumlu web sitelerince paylaşımına olanak sağlayan ve internet dünyasını hızla hayatımıza yerleştiren bir uygulama internet ve sosyal medya kullanımı üzerine bir uygulama alanıdır. Sosyal medya, isminde medya olmasına rağmen geleneksel medyadan farklı özelliklere sahiptir

Sosyal Medyanın özgünlüğünü yaratan en önemli farklılığı, herhangi bir kişinin sosyal medyanın içeriğini yaratabilmesi, sosyal ağ siteleri insanların kullanıcılar tarafından hazırlanan içerikleri interaktif bir şekilde birbirlerine iletebildikleri internet siteleri olarak tanımlanabilir. Bu içerikler, arkadaşlar arasında oluşan ağ içinde kişisel bilgiler (profil), bloglar ve tartışma listeleri aracılığıyla iletilmektedir. Facebook , Twitter ve İnstagram ise en çok bilinen ve kullanıcı sayısı diğer sosyal paylaşım ağlarına göre en fazla olan ortamlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

KİŞİLİK HAKKI

Günümüzde teknolojinin hızla ilerleyişi kişilik haklarının ihlali kavramını beraberinde getirmiştir. İnternet kullanımının yaygınlaşması sosyal medya kullanım oranını da arttırmış, böylece kişilerin birbirleri ile iletişim ve etkileşimleri yaygınlaşmıştır. Bu artışın bir sonucu olarak ,kişilik haklarının sosyal medya aracılığı ile ihlali söz konusu olmuştur. Genel anlamda kişilik hakkı; kişinin hayatı,sağlığı, beden ve ruh tamlığı, düşün uğraşısı ,onuru,saygınlığı gibi varlıkların bütünü ile toplum içindeki yerini sağlayan ve koruyan haklardır.

Kişilik hakları Anayasamız, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’nda koruma altına alınmıştır.

Anayasamız maddi ve manevi kişisel hakları korumanın yanı sıra düşünceyi açıklama özgürlüğünü(md.26) de korumaktadır

Ayrıca kişilik hakları para ile ölçülemeyen bir hak olup şahıs varlığı haklarındandır. Dolayısıyla kişilik hakkı ihlal edilen kişi, kişilik hakkını ihlal eden kişiye karşı hukuki haklarını kullanabilir. Kişilik hakkını ihlali nedeniyle manevi zarara uğrayan kişi manevi tazminat davası yolu ile parasal bir menfaat elde edebilir

Sosyal Medyada Üçüncü Kişilerin Kişilik Hakkı İhlalleri

Sosyal medyada üçüncü kişilerin kişilik hakkı ihlalleri sosyal medya kullanıcıları tarafından gerçekleştirildiği gibi sosyal medyaya izinsiz erişim sağlayan kişiler tarafından da gerçekleştirilebilir.Sosyal medyada yazılı veya görsel gerçeğe aykırı haberler,iftiralar,hakaret içerikli paylaşımlar, şeref ve haysiyet kırıcı ihlaller yaygın olarak gerçekleştirilmektedir.

Ülkemizde kişisel verilerin korunmasının hukuki kapsamı

Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına yönelik doğrudan bir çerçeve yasa hükmündeki 6698 sayılı Kanun’dan önce Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ilgili hükümleri kişisel verilerin ihlaline yönelik birer güvence olarak ele alınmıştır. Nitekim Türk Ceza Kanunun Dokuzuncu Bölümü ‘‘Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar’’ başlığı altında kişisel mahrem verilerin ihlali ile kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı verilmesi ya da ele geçirilmesi, yok edilmesi ve korunmasına yönelik güvenlik önlemleri hüküm altına alınmıştır.

Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına yönelik yukarıda sayılan bütün birincil kaynaklara karşın ikincil derecede pek çok hukuki düzenleme de mevcuttur. Bunlar arasında;

  • İş Kanunu
  • Bankacılık Kanunu
  • Banka ve Kredi Kartları Kanunu
  • Tıbbi Deontoloji Sözlüğü
  • Elektronik Haberleşme Kanunu
  • Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğin Korunması Hakkında Yönetmelik
  • Elektronik İmza Kanunu
  • Türk Borçlar Kanunu
  • Türk Ticaret Kanunu
  • Nüfus Hizmetleri Kanunu
  • Resmi İstatistiklerde Veri Gizliliği ve Gizli Veri Güvenliğine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik
  • Ve çeşitli Yargıtay kararları zikredilebilir.

Ancak biz konumuzun dağılmaması adına incelememizi sınırlandıracağız.

Ülkemizde kişisel verilerin korunması hakkının temelini oluşturacak anayasal hükümler 2010 anayasa değişikliğinden önce de mevcuttu.

Anayasa

Hukuk devleti ilkesi (m.2), bireyin maddi ve manevi varlığını serbestçe geliştirme hakkı (m.17), özel hayatın gizliliği hakkı (m.20), konut dokunulmazlığı (m.21), haberleşmenin gizliliği (m.22), dini ve vicdani kanaatleri açıklamaya zorlanamama (m.24), düşünce ve kanaatleri açıklamaya zorlanamama (m.25) konuya örnek olarak verilebilir.

Kişisel verilerin devlet tarafından toplanması, depolanması, işlenmesi faaliyetleri sırasında her bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını isteme hakkı vardır. Bu haklardan, özel yaşamın gizliliği, bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı, bireyin kişisel verilerinin korunmasının doğrudan anayasal dayanakları, diğer temel haklar ise ilgilendirdikleri özel yaşam ilişkisi alanında kişisel veriler için dolaylı olarak koruma sağlayan temel haklardır. Bireyin kişisel verileri üzerindeki hakkı, kamusal organların kişisel veri ihtiyacının karşılanmasına yönelik faaliyetleri karşısında, bireyi veri işleme faaliyetlerinin öznesi haline gelmekten, özel yaşam ilişkilerinin bütün yönlerine ait verileriyle kamusal iktidar tarafından bilinen, kişilik profili çıkartılabilmesi mümkün olan, özel hayatında ne yaptığı veya yapabileceği bilinen ve bu suretle Anayasada ve uluslararası belgelerde koruma altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı ortadan kaldırılmış ve kişiliği içerisine sıkıştırılmış bir insan profili haline dönüşmekten korumaya hizmet eder. Anayasanın 20. maddesi, kişisel verilerin korunmasıyla doğrudan ilgili olup kenar başlığı “özel hayatın gizliliği ve korunması”’dır. 2010 yılında yapılan değişiklikle kişisel verilerin korunması ilk kez anayasaya girmiştir. Buna göre; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

‘’ …Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” Bu maddeyle kişisel verilerin korunmasını hakkı anayasal düzeyde koruma altına alınmıştır. Böylece, bireylerin kendileriyle ilgili kişisel veriler üzerinde hangi hak ve yetkilere sahip olduğu ve kişisel verilerin hangi hallerde işlenebileceği hükme bağlanmıştır.’’

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’

Kişisel veri,3/1. maddesinde ‘kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi’ olarak tanımlanmaktadır.

Kişisel verilerin elde edilmesinden kullanımına kadar geçen süreç genellikle dört önemli aşama üzerinden şekillenmektedir.

1)verilerin toplanması,

2) verilerin birleştirilmesi ve depolanması,

3)verilerin analiz edilmesi ve aktarılması,

4)derlenen, saklanan ve analiz edilen bilginin toplanmasıdır.

İnternet ağları üzerinden kullanılan cihazların artması, milyarlarca sensörün dünyadaki neredeyse her hareketi kayıt altına alması, derlenen verilerin hacmini artırmaktadır. İnternet üzerindeki kişisel veri yazılı materyaller, ses kayıtları, görsel dosyalar, videolar, animasyonlar ve diğer interaktif materyallerden elde edilmekte ve sosyal medya ağları üzerindeki her türlü bilgi kişisel veriler arasında yer almaktadır.

2008 yılı Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda kişisel bilgilerin korunması hususunda Türkiye’de tam bağımsız bir veri koruma merciinin kurulması ve denetçi mekanizmaların ihdas edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Örneğin Avrupa Veri Koruma Denetçisi (European Data Protection Supervisor-EDPS), AB kurum ve organlarında kişisel verilerin işlenmesini denetlemekten sorumludur. Bununla birlikte Birlik düzeyinde kişisel verilerin korunması politikalarının geliştirilmesinde önemli roller üstlenmekte, ticari amaçlı verilerin korunmasında ve çeşitli veri koruma ihlali davalarında müdahil olarak yer alabilmektedir. Avrupa Birliği 2013 yılı İlerleme Raporu’nda ise Türkiye’de veri koruması ile ilgili bir çerçeve kanunun bulunmaması eleştirilerek çeşitli alanlarda Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki işbirliğinin zedelendiği savunulmaktadır. İlave olarak, Türkiye’de Siber Güvenlik Kurulu’nun kurulmasına ve Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nın hazırlanmasına karşın başta e-ticaret alanında olmak üzere kişisel veri koruması alanındaki yasaların çıkartılmaması bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Aynı biçimde Türkiye’nin “Şartlı Erişime Dayalı Hizmetlerin Yasal Olarak Korunmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi”ne taraf olmaması da eleştirilmiştir. Örgütlü suçlarla mücadele konusunda ise Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatın olmamasının ve farklı terörizm tanımlamalarının bulunmasının Europol ile operasyonel işbirliği anlaşması imzalanamamasına yol açtığı belirtilmektedir Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına yönelik politikaların bir başka sebebi de ekonomik sebeplerledir. Örneğin 95/46/EC sayılı Avrupa Yönergesi’nin ilgili maddelerinde yer alan veri transferine engel durumlar Avrupa ülkeleri ile olan ticareti aksatabileceğinden İlerleme Raporlarındaki tavsiye ve eleştiriler dikkate alınarak bir çerçeve yasa çıkartılması oldukça önemli bir gelişme olmuştur. Türkiye’de müstakil bir kişisel veri koruma yasasının çıkartılması Üyelik müzakereleri ile yakından ilişkilidir. Hatta Türk vatandaşlarına vizesiz Avrupa imkanını sunacak olan anlaşmanın hayata geçirilmesi için Birlik tarafından Türkiye’ye şart koşulan yetmiş iki kriterden birisi de veri güvenliğine ilişkin reformlardır

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Taraf olunan uluslararası hukuk belgeleri kişisel verilerin elektronik ortamlar ve araçlar üzerinden ilgili kişilerinin rızası dışında elde edilmesine yönelik pek çok düzenlemeyi içermiştir. Örneğin 6698 sayılı Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanan 30. maddesinde yer alan 5327 sayılı Kanun’un                      243. maddesinde; ‘‘Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’’ hükmü yer alırken,

133/3 uyarınca;kişiler arasında aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle bu konuşmaların hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi halinde kişi,iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.Bu verilerin basın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmedilir.

Yargıtay 12.Ceza Dairesi’nin 23.06.2014 tarih,2013/2745 E,2014/15375 K.sayılı kararında;sanığa katılana ait MSN ve Facebook hesaplarını izni olmaksızın ele geçirip üçüncü kişilerle cinsel içerikli sohbet gerçekleştirmesinin TCKM.136/1 deki verileri aykırı olarak verme veya ele geçirme ve aynı kanun m.243 deki bilişim sistemine girme suçlarını oluşturuğunu belitmiştir.

TCK 136/1: (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yasak cihaz ve programlar başlıklı 245. maddesinde ise; ‘‘Bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun; münhasıran bu Bölümde yer alan suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” hükmü yer almaktadır.

Yine Yargıtay 2.Ceza Dairesi’nin 20.01.2014 tarih,2013/7681 E., 2014/993 K.sayılı kararında sanığın katılanın internet bankacılığı hesabına erişerek kendi hesabına para göndermesi olayının hırsızlık suçunu oluşturduğunu belirtmiştir.

Özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesine yönelik nedenler oldukça çeşitlenmiştir. Bunlardan birisi, e-posta kayıtları üzerinden evlilik birliğinin bozulması yahut haberleşme hürriyetinin ihlali nedeniyle hukuka aykırılığın doğması vs. deliller üzerinden kişisel verilerin kullanımı kural olarak kabul edilmemektedir. İkincisi, ses kayıtları üzerinden özel hayata dair kişisel verilerin genel boşanma nedenleri arasında gösterilmesinde Yargıtay’ın bir kararı dikkate alındığında mekan mefhumu ve ortak alanlar dikkate alınmakta ve hukuka aykırı delillerin niteliğinin değişebileceği görülmektedir. Üçüncüsü ise, sosyal medya ağları üzerindeki kişisel verilerin boşanma davalarında delil gösterilmesi hususudur. Buna göre Yargıtay bir kararında ‘‘elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar, diğer delillerle desteklendikleri takdirde “delil” olarak hükme esas alınabilir’’ demektedir

SONUÇ  OLARAK

6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu yürürlüğe girerek kanun koyucunun kişilik hakkının ihlalinin önüne geçilmesinin hedeflediği açıktır.

5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu yayınlar yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girerek. kanun koyucunun sosyal medyada üçüncü kişilerin kişilik haklarının ihlalinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

Türkiye’de ulusal veri güvenliğine yönelik strateji ve politikaların geliştirilmesi, veri güvenliğine ilişkin standartların belirlenmesi, gelişen şartlar çerçevesinde güncellemelere gidilmesi, veri sistemlerinin oluşturulmasından işletilmesine kadarki süreçte ilgili kurumlara teknik ve beşeri kaynak desteğinde bulunulması, kurumlar arası işbirliğinin geliştirilmesi ve yerli yazılım sistemlerinin oluşturulmasına yönelik çalışmaların yürütülmesi oldukça önem arz etmektedir. Bununla birlikte kurumsal ölçekte veri koruma yönetimi çerçevesinde yeni politikalar geliştirilmesinin, kişisel verilerin işlenmesinden silinmesine kadar bütün aşama ve süreçlerindeki kriterler açık ve net olması gerektiğinin, iç kontrol ve denetleme mekanizmaları oluşturulması gerektiğinin, kurumsal cihazların yetkisiz kişilerce kullanılmasının  önlenmesinin ve kişisel verilerin korunmasına yönelik ulusal ve evrensel kaide ve kuralların kurum personellerince içselleştirilmesi kanaatindeyiz.

AYŞE DİMDİK

YAZININ TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN:

https://www.academia.edu/41170122/SOSYAL_MEDYA_VE_K%C4%B0%C5%9E%C4%B0L%C4%B0K_HAKLARIMIZIN_KORUNMASI_%C4%B0L%C5%9EK%C4%B0S%C4%B0

Bir Soru Sorun veya Fikir Beyan Edin...