GELENEKSEL OLMAYAN MARKA TÜRLERİ: RENK MARKASI

Renk Markası: Geleneksel Olmayan Marka Türleri – 3

Giriş

Geleneksel olmayan marka türlerine ilişkin serimizin üçüncüsü olan bu yazımızda “Renk Markası”na ilişkin detayları aktarmaya çalışacağız.

Markalar, kelime ve şekillerin yanı sıra renk veya renk kombinasyonlarından da oluşabilmektedir. Renkler, tüketicilerin zihninde bir markayla özdeşleşebilmektedir. Örneğin, lila renginden oluşan bir çikolata ambalajında markanın kelime unsuru yazılmamış olsa dahi tüketiciler bu ürünün hangi markaya ait olduğunu bilebilecektir. Benzer durum bazı içecek markalarını için de geçerlidir.

Renk Markası ve Tescil

Tescil alınmak istenen mal veya hizmetler bakımından ayırt edici niteliği olan işaretlere “Renk Markası” denir. Renk markaları, tek bir renkten oluşabileceği gibi birden çok renkten de oluşabilmektedir. Teoride, tek bir renkten oluşan markaların genellikle ayırt edici olmadığı kabul edilmektedir. Bu durum Marka İnceleme Kılavuzu’nda şöyle açıklanmıştır; “6769 Sayılı SMK’nın 5 inci maddesi çerçevesinde, renklerin tek başına renk markası olarak tescil edilebilmeleri için, başvuruya konu mal/hizmetler açısından ayırt edici niteliği haiz olması gerekir. Özellikle tek bir renkten oluşan başvurularn ayırt edici olduğunun söylenebilmesi oldukça zordur.” (Marka İnceleme Kılavuzu / 2021 / s.69)

Ve fakat bazı durumlarda tek bir renkten oluşan markaların tescilinin alınması mümkündür. Şöyle ki; tek renkten oluşan bir markanın, kullanıldığı mal veya hizmetler bakımında uzun süreli, fasılasız ve yaygın bir kullanımı söz konusuysa ve bu kullanıma ilişkin kanıtlar sunulabiliyorsa, tek bir renkten oluşan markaların bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazındığı kabul edilmektedir.

SMK’nin 5/2 maddesi “Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.” fıkrası gereğince bu tür kullanımlar sonucu ayırt edici nitelik kazanan markaların tesciline cevaz vermektedir. Söz konusu ayırt ediciliğin kazanılmasının koşullarından olan uzun süreli, fasılasız veya yaygın kullanımın ne şekilde belirleneceği ise markanın kullanıldığı sektöre göre değişkenlik gösterebilir. Örneğin, bir gemi üreticisi veya pırlanta üretici firma ile bir gıda üreticisi veya tekstil üreticisi firmanın yaygın kullanımı aynı olmayacaktır. Dolayısıyla, markaların yaygın kullanımı firmaların faaliyet gösterdiği sektörlere göre değişkenlik gösterebilmektedir. Markaların, uzun süreli kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmasına ilişkin detaylar bir başka yazının konusu diyerek bu konuyu kısa tutuyoruz.

Marka tescil işlemlerinin yürütüldüğü 556 sayılı mülga KHK’de renklerin tescile konu olabileceğine ilişkin bir ibare yer almazken, 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe gire 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK)  SMK’nın 4.maddesinde renklerin de marka olabileceği açıkça belirtilmiştir. Elbette bu durum, KHK’nin yürürlükte olduğu dönemde renk markalarının tescilinin alınamayacağı ve alınmadığı anlamına gelmiyor. Mülga KHK’nin yürürlükte olduğu dönemde de renk markaları için tescil başvuru yapılabiliyor, söz konusu başvurular Kurum siciline “Şekil Markası” olarak kaydediliyordu. SMK’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte bu belirsizlik ortadan kaldırılmış ve renklerin tescili için yapılan başvurular Kurum siciline “Renk Markası”  kaydedilmiştir.

Tek Renkten ve Renk Kombinasyonlarından Oluşan Renk Markaları

Renk Markası Nedir?  

Tescili alınmak istenen mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliği olan renk veya renk kombinasyonlarından oluşan şekillere “Renk Markası” denir. Kurum’a tescil başvurusu yapılan renk markalarının, SMK’nın 5.maddesi kapsamında yapılan ayırt edicilik ölçütü tek renkten oluşan şekiller için farklı, birden fazla renk kombinasyonlarından oluşan şekiller için farklı incelenmesi gerekmektedir. Yukarıda ifade ettiğimiz üzere tek renkten oluşan markaların genellikle ayırt edici niteliğe sahip olmadığı kabul edilmektedir.

Bu durum Marka İnceleme Kılavuzu’nda şu şekilde açıklanmaktadır. “Örneğin, yangın söndürme tüpleri için kırmızı renk, kablolar için kullanılan çeşitli renkler (beyaz, mavi, sarı) bu anlamda genel kullanıma sahip olduklarından ayırt edici nitelikte kabul edilmez. Tescili talep edilen mal ya da hizmet üzerinde sektörde herkes tarafından yaygın olarak kullanılan renkler ayırt edici nitelikten yoksundur. Örneğin, “sarı renk” sakız, şeker gibi gıda ürünlerinde limon aroması olduğunu, “yeşil renk” ise ürünün mentollü/naneli olduğunu ifade etmek için yaygın olarak kullanılan renklerdendir. Bazı ürünler ise nitelikleri gereği renkli olmak zorundadır. Örneğin boyalar, boya kalemleri veya kumaşlar için renk vazgeçilmez ve asli bir unsurdur, üründen bağımsız düşünülemez. Bu tarz mallar için renk – kullanım sonucu ayırt edicilik istisnası saklı kalmak kaydıyla- ayırt edici nitelikte değildir.”  (a.g.e. / 2021 / s.70-71)

Ayrıca, kılavuzda tek renkten oluşan şekillerin tescil edilerek tekel hakkı verilmesinin rekabet sistemine de uygun olmadığı belirtilmiştir. “Renkler üzerinde geniş bir tekel hakkı verilmesi dengeli bir rekabet sistemi ile bağdaşmayacaktır. Çünkü bu durum, tek bir işletme için haksız bir rekabet üstünlüğü yaratma etkisine sahiptir.

Bu nedenle rengin tescile konu edilen mal/hizmetlerle aynı türde mal/hizmetler için diğer işletmeler tarafından kullanımının haksız yere kısıtlanmaması açısından kamu yararı gözetilmelidir.” (a.g.e. / 2021 / s.71)

Diğer yandan, tek renklerin aksine renk kombinasyonlarından oluşan şekillerinin ayırt ediciliğinin yüksek olduğu kabul edilmektedir. Tek bir renkten oluşan marka başvuruları TÜRKPATENT tarafından yapılan inceleme de ayırt edici niteliği olmadığı gerekçesiyle re’sen reddedilirken, birden fazla renk kombinasyonundan oluşan markaların –gerekli koşulları sağlaması kaydıyla- ayırt edici olduğu kabul edilmekte ve Kurum incelemesinden geçmektedir.

 Renk Markası Başvurusu İçin Neler Gereklidir?

SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 7/4 maddesine göre; “Başvurunun renk markası olarak tescilinin talep edildiği hallerde bunun başvuru formunda açıkça belirtilmesi, işareti oluşturan renk görselinin sunulması ve Kurum tarafından geçerliliği kabul edilen renk kodunun belirtilmesi gerekir. Renk veya renklerin somutlaşmış, sınırları belli bir şekil, figür, resim veya kelime gibi unsurlar dâhilinde kullanılması durumunda işaret renk markası olarak değerlendirilmez ve birinci fıkra hükmü uygulanır.”

Yukarıda aktarılan Yönetmelik’in 7/4 maddesine göre, renk markaları için yapılacak tescil başvurusunda, bu başvurunun bir renk markası olduğunun başvuru formunda açıkça belirtilmesi, tescili alınmak istenen renk veya renk kombinasyonundan oluşan görselin sunularak uluslararası geçerliliği olan ve Kurum tarafından kabul edilen pantone kodunun (renk kodu) belirtilmesi gerekmektedir.  Renk markası başvurusunda, Kurumun istemiş olduğu ölçünün tamamının tescili talep edilen renk veya renklerle doldurulması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, başvuru da kullanılacak olan renk görselleri, sunulan ölçünün tamamını kaplayacak şekilde düzenlenerek Kurum’a sunulmalıdır. Ayrıca, sunulan görsel de renklerin haricinde bir şekil, resim veya kelime unsuruna yer verilmemelidir. Yönetmelikte de belirtildiği üzere renklerin dışında bir ibare içeren görseller için yapılan renk markası tescil başvurusu renk markası olarak değerlendirilmeyecek ve Yönetmeliğin birinci fıkrası uygulanacaktır.

Sonuç

Bu yazımızda geleneksel olmayan marka türlerinden “Renk Markası”nın tescil işlemlerine ilişkin detayları aktarmaya çalıştık. Daha önce “Geleneksel Olmayan Marka Türleri-1: Ses Markası” ve “Geleneksel Olmayan Marka Türleri-2: 3 Boyutlu Marka” idi, Serimizin dördüncü ve son yazısı “Hareket Markası”nın tescil işlemlerine ilişkin olacak. Serinin dördüncü yazısında görüşmek üzere…