Rekabet Hukukunda Hakim Durumun Kötüye Kullanılması

e-ticarette tüketici hukuku uygulamaları e-ticaret tüketici kanunu değişikliği hakim durumun kötüye kullanılması rekabet hukuku
Okuma Süresi: 4 Dakika

Rekabet Hukuku ve Hakim Durumun Kötüye Kullanılması

Rekabet hukukunda hakim durumun kötüye kullanılması hususu birçok ülkede Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun doğuşuna sebep olmuştur. Rekabet hukuku için önem arz eden işbu konuyu detaylıca  açıklamadan önce hakim durumun tanımına bakmak yerinde olacaktır.

1. Tanım (Hakim Durumun Kötüye Kullanılması)

 Avrupa Birliği Adalet Divanı ve Avrupa Birliği Komisyonu kararlarında  hakim durum şu şekilde tanımlanmıştır: “Rakiplerin sağlayıcılarından ve müşterilerinden bağımsız olarak rekabeti önleme gücü” Söz konusu bu tanım Continental Can davasından bu yana Avrupa Birliği Mevzuatında esas olarak alınmaktadır. İlgili kararda hakim durum ile ilgili olarak şu açıklamaya yer verilmiştir: “Bir teşebbüsün hakim durumda olması, bu teşebbüsün rakiplerini, müşterilerini ve sağlayıcılarını dikkate almadan, bağımsız olarak hareket edebilmesini ifade eder. Bu durum, bir teşebbüsün pazar payı veya bununla birlikte sahip olduğu teknik bilgi, hammadde veya sermaye sayesinde, ilgili pazarda fiyatı veya üretimi ya da dağıtımı kontrol etmesi halinde ortaya çıkmaktadır. Teşebbüs açısından böyle bir pazar gücünden söz edilebilmesi için, pazardaki diğer teşebbüslerin varlığına tamamen son verebilmesine yetecek hakimiyet kurması gerekmez. Bu gücün derecesi her pazarda farklı olsa dahi, söz konusu teşebbüslere davranışlarında bağımsız davranabilme özgürlüğü sağlaması yeterlidir.” [1]

Türk Hukukunda ise hakim durumun tanımı Avrupa Birliği Rekabet Hukuku İçtihatlarından esinlenerek 4054 sayılı RKHK’nun 3. Maddesinde yerini almıştır.

 “Hakim Durum : Belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücünü,” denilmiştir.

 Rekabet Kurulu Kararı, Karar Sayısı: 00-33/356-200, Karar Tarihi: 05.09.2000. “… hakim durumun tespitinde dikkate alınması gereken unsurlar ekonomik güç, bağımsızlık ve ekonomik gücün devamlılığıdır.”

 2. Hakim Durumun Unsurları

 Yukarıdaki amir hükümde ve Rekabet Kurulu kararında hakim durumun tespiti için 3 unsur açıkça kendini göstermektedir. Bunlar; hakim durumun gerçekleşebilmesi için bağımsızlık, ekonomik güç ve var olan ekonomik gücün devamlılığı gerekmektedir. Hakim durumun unsurlarını doktrin şu  şekilde açıklamıştır: Bağımsızlık, bir ekonomik gücün kendi çıkarları ve kararları doğrultusunda, ekonomik koşullara göre başka ekonomik güçlerden ve müşterilerden etkilenmede kendi başına kararlar verebilmesini; işbu ekonomik gücün de sıradan değil, rakiplerine göre görece çok daha fazla olması gerektiğini; bu tespitin yapılabilmesi için işletmenin bulunduğu pazarın ve rakiplerinin durumu  da önem arz ettiğini; hakim durum yaratacak ekonomik gücün sürekliliği gerekmektedir.

Ayrıca  hakim durumun unsurlarının somut olaya uygulamadan önce ilk etapta ilgili pazar belirlenmelidir. İlgili Pazar iki yönden ele alınmaktadır. Bunlar;  ilgili ürün pazarı ve  coğrafi pazardır.

Hakim durumun tespitinde ilgili ürün pazarının ve coğrafi pazarın belirlenmesinden sonraki  aşama ilgili teşebbüsün belirli ölçütler bakımından değerlendirmeye alınmasıdır. Hakim durumun söz konusu olup olmaması firmanın pazar payı, dikey bütünlüğü, teknolojik üstünlüğü, kullanılmayan kapasitesi, ürün çeşitliliği, performansı ve ürüne bağlılık durumları incelenerek kesin olarak anlaşılacaktır.[2]

3. R.K.H.K. 6.madde de Örnekleme Yoluyla Belirtilen Kötüye Kullanma Halleri

4054 sayılı RKHK’nun “Hakim Durumun Kötüye Kullanılması” başlıklı Madde 6 da hakim durumun kötüye kullanılmasını yasaklamış olup örnekleme ile kanunda belirtilmiştir. Kanun’un kötüye kullanmanın şekillerini sınırlamamasının sebebi kötüye kullanma fiilinin her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkmasıdır:

 “ – Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.

Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır:

  1. a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,
  2. b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması,
  3. c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,
  4. d) Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,
  5. e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması.”

 

Kanunun lafzından da açıkça anlaşılacağı  üzere  bir teşebbüsün hakim durumda olması değil sahip olduğu hakim durumu kötüye kullanması yasaklanmıştır. İşbu hüküm ile kanun koyucunun amaçladığı hakim duruma gelmiş bir teşebbüsün sahip olduğu konumu kötüye kullanarak rakip teşebbüslerin üzerinde baskı oluşturmasını engellemektir. Hakim durumdaki bir teşebbüs sahip olduğu ekonomik güç ile kendisine daha haksız bir kazanç sağlaması veya rakiplerini pazardan soyutlaması, diğer teşebbüslerin aynı pazara veya etkili diğer pazarlar girişlerini engellemek gibi amaçlarla davranması halinde hakim durumunu kötüye kullandığı söylenebilir.

Kötüye kullanmadan söz edilebilmesi için teşebbüsün bu haksız işlemlerini hakim durumda olmanın sağladığı güç ile gerçekleştiriyor olması gerekmektedir.[3] Başka bir deyişle teşebbüs normal şartlar altında kısıtlamaya tabi olmayacakken eğer hakim durumda iken yaptığı eylemler tam rekabet ortamını engelliyor ise yaptırıma maruz kalacaktır.[4] Kötüye kullanmanın türü ne olursa olsun, amacı rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin kısıtlanması veya engellenmesidir. Gerçekten de 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un en büyük amacı rekabeti korumak olduğundan rekabeti kısıtlayıcı veya engelleyici olmayan faaliyetler kötüye kullanma olarak kabul edilmeyecektir.[5]

Rekabet Hukuku alanındaki tüm Blog yazılarımızı görmek için bağlantıya tıklayınız.

Av. Aslı UÇAR’ın diğer yazılarını bağlantıdan okuyabilirsiniz.

Yazar: Av. Aslı UÇAR

Dipnotlar

[1] İ. Y. Aslan, Rekabet Hukuku Teori-Uygulama-Mevzuat, 5. Baskı, Bursa: Ekin Yayınevi, 2017, s. 14.

[2] YANIK, Mehmet “Rekabet Hukukunun Hakim Durum ve Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Uygulamalarında Piyasa Giriş Engelleri”, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi No:19, Ankara, 2003, s. 20.

[3] A. Karakurt, Ekonomik ve Hukuki Açıdan Piyasa Kapama Etkisi, ,Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi No: 67 Yayın No: 0175, Ankara, 2005, s. 10-11. 115 A. T. Şimşek, 2017, s. 63.

[4] 116 S. Ülgen, Avrupa Birliğinde Hakim Durumun Kötüye Kullanılması, TÜSİAD Yayın No: T/98-12/247. İstanbul, 1998, s. 53.

[5] Hasan Celal KIRATLI , HAKİM DURUMUN KÖTÜYE KULLANILMASI, Yüksek Lisans Tezi , Ankara, 2021