Fotoğraf Yalan Söylerse: E-Ticarette Yapay Zeka Ve Sentetik Delil Tehdidi

Fotoğraf Yalan Söylerse: E-Ticarette Yapay Zeka Ve Sentetik Delil Tehdidi
Okuma Süresi: 4 Dakika

Fotoğraf Yalan Söylerse: E-Ticarette Yapay Zeka Ve Sentetik Delil Tehdidi

Av. İlhan Karaefe, LL.M., Aralık 2025

Görsel Delilin Çöküşü Ve Dijital Şüphe

Uzun yıllar boyunca fotoğraf, bir olayın en anlaşılır ve en kolay doğrulanabilir izi olarak görüldü. Görüntü varsa, gerçeğin de ona yakın olduğu düşünülürdü. Bugün ise tablo bambaşkadır. Artık önümüze gelen her fotoğrafa, her ekran görüntüsüne otomatik olarak şüpheyle bakıyoruz. Çünkü o görüntünün arkasında bir objektif yerine birkaç satırlık bir komut, yani bir prompt olabileceğini biliyoruz.

Şu an e-ticaret ve hızlı teslimat dünyasında yaşanan sessiz krizi konuşmak gerekiyor. Yıllardır konuşulan, ‘yapay zekanın dünyayı ele geçirmesi’ hususunu bir kenara bırakıp çok daha yakın bir tehlikeye odaklanmak gerekiyor: Akşam yemeğini sipariş eden bir kullanıcının, yapay zeka destekli bir uygulamayla hamburgerini çiğ, pizzasını yanmış, kolasını dökülmüş gösteren bir fotoğraf üretip birkaç saniye içinde iade alabilmesi. Aynı mantığın, çizik gösterilen telefon ekranında, defoluymuş gibi gösterilen ayakkabıda, ‘açılmış ve eksik’ gösterilen kargo kolisinde de kullanılması.Nihayet bu işin, tekil suistimalden çıkıp düzenli gelir modeline dönüşmesi.

Güven Eşiğinin Aşınması

Birkaç yıl geriye, 2020’lerin başına gidelim, o dönemde bir fotoğrafı inandırıcı biçimde değiştirmek ciddi uğraş istiyordu. Photoshop gibi araçları bilmek, ışığı, gölgeyi, dokuyu ayarlamak gerekiyordu. Ortalama bir kullanıcı için zahmetli, zaman alan ve çoğu zaman da riskli bir işti. 300 liralık yemek iadesi ya da 500 liralık elektronik ürün bedeli için saatler harcamak pek rasyonel görünmezdi. Dolayısıyla fotoğraf varsa, olayın da büyük ihtimalle gerçek olduğu kabul edilirdi.

Üretici yapay zeka(GenAI) bu dengeyi değiştirdi. Artık cebimizdeki telefonda çalışan ücretsiz bir uygulamayla, sapasağlam ürünü birkaç saniye içinde kırık, çizik veya yanmış gibi göstermek mümkün.2 Yeni alınan kulaklık bir anda çatlamış, hiç giyilmemiş ayakkabı yırtılmış, sağlam kargo kolisi ezilmiş ve bandı açılmış gibi görünebiliyor. Ortaya çıkan görseller öyle temiz ki, insan gözüyle gerçek olanla olmayanı ayırmak çoğu durumda mümkün değil. (En azından benim açımdan) Literatürde ‘ delil’ olarak anılmaya başlayan durum, e-ticaretin temelindeki “uzaktan güven” varsayımını zayıflatıyor.

Hmk, Delil Ve İlk Bakışta Gerçeklik

Hukuk tarafında asıl sıkıntı, bu teknolojinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu sistematiğinde açtığı boşlukta. HMK m. 199, elektronik ortamda üretilen verileri belge olarak kabul ediyor. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre de fotoğraflar, e-postalar, WhatsApp yazışmaları gibi elektronik veriler tek başına kesin delil sayılmasa da HMK m. 202 anlamında ‘delil başlangıcı’ olarak hâkimin kanaatini şekillendirmede önemli işlev görüyor.

Sorun şu: 300 TL’lik lahmacun siparişi, 500 TL kulaklık ya da 1.000 TL’lik spor ayakkabı iadesi için ne platform ne tüketici hakem heyeti ne de mahkeme, o tek fotoğrafın metadata’sını incelemek üzere adli bilişim bilirkişisi görevlendirecektir. Görevlendirse bile bu, usul ekonomisiyle bağdaşmayacaktır. Pratikte sistem, delilin ilk bakışta gerçek göründüğü varsayımıyla çalışmıştır, esasen yapay zeka da tam da bu ‘ilk bakış’ı ele alıyor.

Yargıtay 2025 tarihli bir kararında, sanık tarafından inkâr edilen ve teknik verilerle desteklenmeyen dijital kayıtların, özellikle de ekran görüntülerinin, manipülasyon riski nedeniyle tek başına hükme esas alınamayacağı açıkça belirtiliyor.3 Bu yaklaşım ceza yargılamasındaki şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle uyuşuyor elbette ancak konu e-ticarete gelince hızlı ve dijital ispat rejimi üzerinde ciddi bir çatlak oluşturuyor.

Operasyon, Tüketici Lehine Yorum Ve Fraud

Bir de işin operasyon tarafı var. Hızlı gıda, market, elektronik, moda, kozmetik… Birçok farklı kategoride çalışan büyük platformların günlük akışına baktığımızda iade süreçlerinin hız ve müşteri memnuniyeti odağında tasarlandığını görüyoruz. Müşteri, ‘yemeğim dökülmüş’, ‘telefon çizik geldi’, ‘kargo kolisi açılmış, içinden ürün eksik’ diyerek birkaç fotoğraf yüklüyor. Sistem, bu görselleri ve açıklamayı belli kurallara göre işliyor ve çoğu durumda çağrı merkezi çalışanı bile dosyaya detaylı bakmadan iade kararını veriyor.

Gıda özelinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun(“Kanun”) ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği, çabuk bozulan mallarda cayma hakkına sınırlama getiriyor. Buna karşın, ayıplı maldan sorumluluk Kanun çerçevesinde geçerliliğini koruyor. Dayanıklı mallarda istisnai durumlar hariç cayma hakkı geçerliliğini koruyor, ayıplı mal konusunda da benzer bir pratik var. Ayıbın varlığını ispat için çoğu zaman birkaç fotoğraf yeterli sayılıyor ve ispat yükü fiilen ters dönüyor.

Platform açısından bakıldığında, tek bir dosya için uzun ve teknik bir inceleme yapmak çoğu zaman ekonomik değil. Müşteriyi kaybetme riski veya inceleme yapan çalışanın maliyeti, iade bedelinden daha yüksek görülebiliyor. Bu kısa vadeli mantık, uzun vadede suistimali davet ediyor. Nitekim yerli ve yabancı forumlarda, hangi platformun hangi tür yapay zeka görsellerine daha kolay iade verdiğine dair paylaşımlar dolaşmaya başladı bile.4 Bazen “yanık pizza taktiği”, bazen “taşıma sırasında kırılmış gibi gösterilen televizyon” senaryosu üzerinden. Bu tablonun artık ufak uyanıklık seviyesini aşıp ve Türk Ceza Kanunu anlamında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) boyutuna ulaşacağı söylenebilir.

Regülasyon, Teknik Çözümler Ve Sözleşmeler

E- Ticaret Platformları bu fraudu nasıl sınırlayacak, hukuk bu yeni sahtecilik biçimine nasıl cevap verecek? Avrupa Birliği’nin Yapay Zeka Yasası (AI Act) ve Türkiye’de devam eden çalışmalar, yönü gösteren önemli işaretler. AI Act’in şeffaflık hükümleri, yapay zeka ile üretilmiş içeriklerin, deepfake dahil, özel olarak işaretlenmesini öngörüyor. Adobe, OpenAI, Midjourney gibi sağlayıcıların ürettikleri görsellere silinemeyen bir dijital imza ya da watermark eklemesi zorunlu hale geldiğinde, platformların bu işaretleri tarayarak yapay üretimi en azından ilk aşamada ayıklayabilmesi mümkün olacak.5

Tek başına mevzuat elbette yetmeyecek. Platformların kendi süreçlerini de yeniden tasarlaması gerekecek. Yakın dönemde, iade talebi sırasında galeriden fotoğraf yükleme imkânının tamamen kaldırılması ve sadece uygulama içi kamera ile, belirli süre içinde ve konum bilgisiyle birlikte fotoğraf çekilmesine izin verilmesi tartışma konusu olabilir. Aynı mantık yemek siparişinde de, ‘kırık geldi’ denilen televizyon için de uygulanabilir.

C2PA gibi içerik kökenini ve değişiklik geçmişini takip eden standartlar yaygınlaştıkça, bir görselin gerçekten kullanıcının cihazında mı üretildiğini, hangi aşamalardan geçtiğini, sonradan işlenip işlenmediğini görmek teknik olarak mümkün hale geliyor.6 Bu tür çözümler tam anlamıyla oturduğunda, “ayıplı ürün” fotoğrafının gerçeğe ne kadar yakın olduğunu değerlendirmek bugüne göre çok daha kolay olacak.

Buna paralel olarak kullanıcı sözleşmelerinin de revize edilmesi gerekebilir. Yanıltıcı ya da gerçeğe aykırı görsel yüklenmesi hâlinde iade hakkının kaybedilebileceği, sistematik suistimalde hesabın kapatılacağı, suç duyurusunda bulunulacağı gibi hükümler eklenebilir. Bu husus gıda, elektronik, tekstil, kozmetik ve benzeri tüm kategoriler için ortak bir çerçeve gerektirecek.

Sonuç: Yeni Bir Hukuki Okuryazarlık

Sonuç olarak yapay zeka e-ticarette tüketici lehine yorum anlayışını bitirmese de, eskiden neredeyse otomatik işleyen ‘fotoğraf varsa doğrudur’ refleksini bitirecek (veya bitirdi bile). Biz avukatların rolü de değişiyor ve dönüşüyor. Artık e-ticaret şirketlerine sadece “sözleşmeye şu maddeyi ekleyelim” demek yeterli değil; iade süreçlerindeki delil zincirinin nasıl kurulacağını, görsellerin hangi teknik kontrollerden geçirilebileceğini, algoritmik kararların hukuka uygunluğunun nasıl denetleneceğini de konuşmak zorundayız.

Regülatörler açısından da mesele, birkaç yasak hükmü ekleyip kenara çekilebilecek bir konu değil. Teknolojiyi anlamayan, risk temelli çalışmayan ve esnek bırakılmayan bir düzenleme seti, hem delil sistematiğini hem de ticari güveni kısa sürede zayıflatabilir. Gerçek ile görüntü arasındaki sınırın hızla bulanıklaştığı bir dönemdeyiz. Bu dönüşümü görmezden gelirsek, bugün pratikte çözdüğümüz pek çok mesele yarın sadece teorik başlıklara dönüşür. Sistemi, içinde yaşadığımız çağın koşullarına uyarlamak artık bir tercihten ziyade zorunluluk.

Av. Ali ERŞİN’in Hukuk ve Bilişim Dergisi 1. Sayı’sındaki “Elektronik Para Sistemlerinde Güvenlik Riskleri ve Yönetimi” isimli yazısına bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Yazarın “Kripto Para Borsaları ve Hak İhlalleri” isimli yazısını okumak için bağlantıya tıklayınız.

Yazarın “Edux Academy’deki” “Bilişim Suçları” eğitimine bağlantıdan kaydolun!

Av. İlhan Karaefe, LL.M., Aralık 2025

Kaynakça

  1. The rise of AI fraud in retail: Guidance on fake damage claims – Browne Jacobson LLP. https://www.brownejacobson.com/insights/retail-law-roundup-october-2025/the-rise-of-ai-generated-damage-claims
  2. Refund Fraud 2.0: How AI Images Are Changing the Game – Blog – WasItAI. https://blog.wasitai.com/2025/10/19/refund-fraud-2-0-how-ai-images-are-changing-the-game/
  3. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 10.02.2025 tarihli, 2024/4261 Esas, 2025/929 Karar.

https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/9-ceza-dairesi-e-2024-4261-k-2025-929-t-10-2-2025

  1. Customer using AI generated images to commit return/replacement fraud https://sellercentral.amazon.com/seller-forums/discussions/t/c5f5d635-3b89-4505-9537-f30be0a9d250
  2. Article 50: Transparency Obligations for Providers and Deployers of Certain AI Systems | EU Artificial Intelligence Act. https://artificialintelligenceact.eu/article/50/
  3. C2PA Security Considerations. https://spec.c2pa.org/specifications/specifications/2.0/security/Security_Considerations.html