SOSYAL MEDYA SUÇ REHBERİ

Okuma Süresi: 28 Dakika

Gençlerin Sosyal Medya Üzerinden Maruz Kaldığı Suçlar Karşısında Başvuru Yöntemi

Yazar: Ronya Mira DAĞ, Kerim KILIÇ

Sosyal Medya Suç Rehberi, TÜBİTAK desteğiyle Stj. Av. Ronya Mira DAĞ ve Stj. Av. Kerim KILIÇ ve tarafından 2209-A Projesi kapsamında hazırlanmıştır. “Gençlerin Sosyal Medya Üzerinden Maruz Kaldığı Suçlar Karşısında Başvuru Yöntemi”danışman hocamız Dr. Öğretim Üyesi İsa Başbüyük’e teşekkür ederiz.

RAPORUN İLK KISMINA BAĞLANTIDAN ULAŞABİLİRSİNİZ.

İÇİNDEKİLER: 

  • EL KİTABININ AMACI
  • TEMEL KAVRAMLAR VE TANIMLAR
  • İNTERNETİN VE SOSYAL MEDYANIN HAYATIMIZDAKİ YERİ
  • SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN İŞLENEN BAŞLICA SUÇLARI ANLAMAK VE AYIRT ETMEK
  1. CİNSEL TACİZ
  2. ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL
  3. MÜSTEHCENLİK
  4. ISRARLI TAKİP
  5. HIRSIZLIK VE DOLANDIRICILIK
  6. BİLİŞİM SUÇLARI
  7. HAKARET, TEHDİT VE ŞANTAJ
  8. KİŞİSEL VERİLERİ ELE GEÇİRME, HUKUKA AYKIRI OLARAK BAŞKASINA VERME VE YAYMA
  • SUÇ İŞLEMEYE TAHRİK, HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK VE AŞAĞILAMA
  • ŞİKAYETE TABİ SUÇLARDA ŞİKAYET PROSEDÜRÜ NASIL İŞLER?
  • SOSYAL MEDYADA İŞLENEN SUÇLARIN MAĞDURU OLMAKTAN NASIL KORUNABİLİRİZ?
  • SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN SUÇ TEŞKİL EDECEK BİR EYLEMLE KARŞILAŞTIĞINIZDA NASIL BİR YOL İZLEYEBİLİRSİNİZ? BAŞVURU YÖNTEMLERİ NELERDİR?
  • BAŞKASI TARAFINDAN YAYINLANIP SUÇ TEŞKİL EDEN BİR SOSYAL MEDYA İÇERİĞİNİ BEĞENMEK VE PAYLAŞMAK SUÇ TEŞKİL EDER Mİ?
  • ABD’DE MAHKEME KARARLARINA KONU OLMUŞ SOSYAL MEDYA OLAYLARI
  • SONUÇ
  • KAYNAKÇA

G.HAKARET, TEHDİT VE ŞANTAJ

Hepimiz bir yerlerden bazı sözcüklerin hakaret suçu kapsamında değerlendirilirken bazılarının da suç oluşturmadığını duymuşuzdur. Peki bunları ayıran ne olabilir? Gelin birlikte bu suçun içeriğini inceleyelim.

1-HAKARET

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek hakaret suçunu oluşturur.

Kişiye isnat olunan somut eylemin gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnat edilen eylemin gerçek olması cezayı ortadan kaldırır. Dikkat edilirse burada eylem denilmekte sıfatlardan söz edilmemektedir.

Örneğin: Ayşe, sınıf arkadaşı Sevgi’ye bir sosyal medya platformunda “Sen benim çantamdaki parayı çaldın hırsız! Paramı geri ver.” şeklinde bir mesaj atmıştır. Hırsızlık fiili isnat edilmiş Sevgi’nin onur ve şerefi rencide edilmiştir ve hakaret suçu oluşmuştur ancak Sevgi’nin hırsızlık fiilini işlediği ispat edilirse Ayşe’ye hakaret suçundan ceza verilmeyecektir.

Hakaret suçu, aşağılama, küçük düşürme, taşlama, alay etme, dışlama, iğneleme, şaka yapma niteliğinde gerçekleşebilir.

Kişisel kusurların veya bedeni rahatsızlıkların söylenmesi ya da bir rahatsızlık varmış gibi yakıştırma yapılması durumunda da hakaret suçu oluşabilir.

Örneğin: Sosyal medyada yapılan paylaşıma yorum olarak kel, kör, topal, kambur, psikopat, şaşı, şişko, gibi ifadeler kullanılması.

Sosyal medya üzerinden de doğrudan söz, yazı, resim, karikatür vb araçlarla işlenebilir.

“Sinkaf” içeren sözler, her zaman ve her ortamda aşağılayıcı ve hakaret içeren sözlerdir. (CGK, 14.10.2008, E.2008/4-170, K.2008/220)

Fail tarafından gönderilen veya yayınlanan ve mağduru hedef alan, hakaret içerikli her türlü internet iletişimi ile internetten hakaret suçu işlenebilmektedir. (2-Gülseren, Fehmi Şener (2013), “İnternet Ortamında İşlenen Hakaret Suçları” LAÜ Sosyal Bilimler Dergisi)

Burada önemli olan husus mağdurun belirli ya da belirlenebilir olmasıdır. İsim olarak ifade edilmese de mağdurun kim olduğu herkes tarafından anlaşılabiliyorsa mağdur belirli demektir.

Mağdur belirlenemiyorsa hakaret suçunun işlendiğinden söz edilemez. Örneğin: “Bütün gazeteciler sahtekardır.” “            Katolikler yalancıdır.” Şeklindeki sözlerin muhatabını belirlemek mümkün olmadığından suç oluşmaz.

Ancak kişi topluluklarına yönelik hakaretlerde tek bir fiil ile birden fazla kişiye karşı suç işlenir ve cezası arttırılır.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre; sosyal medyada bir içeriğin veya mesajın rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı olması hakaret teşkil ettiği anlamına gelmez. Örneğin: “Allah belanı versin.” şeklindeki ifadeler rahatsız edici olmakla birlikte hakaret suçunu oluşturmaz.

Hakaret suçu, doğrudan kişiye karşı işlenebileceği gibi onun gıyabında (mağdurun yokluğunda) ve aleni olarak da işlenebilir.

Örneğin: Bir sosyal medya platformunda oluşturulmuş en az 4 üyeye sahip bir grupta, bu gruba dahil olmayan herhangi bir kişi hakkında sövme, alay etme, aşağılama gibi hakaret niteliğinde yazışmaların yapılması şeklindeki olayda hakaret suçu oluşur.

Aleniyette de dikkat edilmesi gereken şey herkesin görebileceği bir yerde bu suçun işlenmesidir.

İnternet ortamında işlemin hakaret suçları açısından hesabın gizli olup olmaması ya da sadece belli kişilere açık olması hali değerlendirilmeksizin aleniyet unsurunun bulunduğu değerlendirilmesi yapılmaktadır. (1-TANERİ, Sosyal Paylaşım Sorumluluğu (2020), s.159 )

Bu suçun sosyal medya üzerinden kurulan bir iletişim esnasında veya bu ağlarda herkesin görebileceği bir şekilde paylaşılarak işlenmesi halinde TCK’nın 125/4.maddesi uygulanarak suçlunun cezası 1/6 oranında arttırılacaktır.

İhbar ve şikâyet hakkı, haber verme hakkı, savunma dokunulmazlığı, ilgilinin rızası, eleştiri hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü hukuka uygunluk nedenleri olup suçun hukuka aykırılığını ortadan kaldırır ve eylem hakaret suçu oluşturmayacak hakkın kullanılması kapsamında kalacaktır.

Ulusal ve uluslararası yargı kararları, her türlü eylemin hukuki sonucunu her şartta aynı kılmamaya, eylemin kim tarafından, kime karşı, niçin ve nasıl gerçekleştiğine göre vasıflandırma yapılması gerektiğine işaret etmektedir. (BACAKSIZ/ASLAN/YILDIZ, Sosyal Medya ve Ceza Hukuku (2023), s.70)

Bir eylemi kendi bağlamında suç oluşturup oluşturmayacağına hâkimin inceleyerek karar vermesi gerekir. Bir kelimenin hakaret suçunu oluşturup oluşturmayacağını toplu listelerden incelemek yanlıştır.

İfade özgürlüğü ile kişilik hakları karşı karşıya geldiğinde, eylemin hukuka uygunluğunun denetimi bakımından;

-İfadenin genel kamu yararını güden bir tartışmaya katkıda bulunması,

-İfadede sözü edilen kişinin tanınmışlık derecesi ve aktarılan konu,

-İfadede adı geçen kişinin daha önceki davranışları,

-İfadeye konu olan bilgiyi elde etmek için kullanılan yöntem,

-İfadede aktarılan bilginin doğruluğu, içeriği, biçimi ve etkileri,

-İfadenin sınırlanması için uygulanan yaptırımın türü, miktarı, ölçülü şekilde kullanılıp kullanılmadığı,

Yönünden değerlendirme yapılmalıdır. (Yargıtay 19.CD (E: 2020/4769 K: 2021/2050 T: 24.02.2021)

Eleştirinin hangi durumda bir hak olmaktan çıkıp, suç boyutuna ulaştığının belirlenmesinde, muhatabın sıfatı, sosyo-kültürel durumu, toplumda egemen örf ve âdet ile kamuoyunda yarattığı etki gözetilmelidir. (ERCAN, Ceza Hukuku Özel Hükümler (2024), s.104)

Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçunun muhakemesinde en önemli sorun ise suçlunun belirlenmesidir. Suçlular hakaret suçunu işledikten bir müddet sonra hesaplarını kapatabilir ve mesajlarını, paylaşımlarını geri çekebilirler. Delil toplama sürecinin nasıl işlemesi gerektiği hususunda ilgili bölümleri okumanızı tavsiye ederiz.

2-TEHDİT VE ŞANTAJ

Sosyal medya araçlarıyla sıklıkla işlenen suçlardan biri de tehdit ve şantaj suçudur. Bu araçların yarattığı kolaylık sayesinde gündelik yaşamda sohbet etmeyeceğimiz, belki de hiç tanımayacağımız insanlarla burada tanışıp hakkımızda birçok bilgiyi onlarla paylaşmaktayız.

Peki ya bu durum nelere yol açabilir hiç düşündünüz mü? Bir panoya asıp herkesle paylaşmayacağımız fotoğraf, ses, video, kişisel bilgiler gibi verileri hiç tanımadığımız insanlarla paylaşmak çok büyük bir risktir ve aynı zamanda birçok suçun işlenmesi için deyimi yerindeyse koz vermektir. Bu gibi kozların kullanıldığı suçlardan biri olan tehdit suçunu inceleyelim.

Tehdit bir kişiye, ondan istenileni yapmazsa ileride gerçekleşmesi failin elinde olan haksız bir saldırıya uğrayacağının bildirilmesidir.

  1. Fail ve Mağdur:

Tehdit suçu genel ve tamamlayıcı bir suçtur, herkes bu suçun faili olabilir. Tehdit suçu algılama kabiliyeti olan herkese karşı işlenebilir.

Muhatabı belli olamayan tehdit eylemleri suç oluşturmaz.

  1. Hareket:

Mağdurun veya yakınlarının hayatına vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinin ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağının veya bir kötülük yapılacağının bildirilmesi tehdit suçunun hareket unsurunu oluşturur.

Buradan anlaşılacağı üzere tehdit suçu kişinin iç huzurunu bozmaya ve manevi bir zarar doğurmaya yönelik olabileceği gibi dış dünyada maddi bir zarar doğurmaya yönelik de olabilir.

Örneğin: Zerrin, komşusu Gülistan ve ailesinin düzenli olarak verdiği rahatsızlıklara tepki olarak Instagram üzerinden şöyle bir mesaj gönderir: “İstanbul gibi nezih bir şehre yakışmayan davranışlar sergiliyorsunuz, şehrin ortasında tavuk beslenir mi? Bütün bahçeyi kokutmuş o iğrenç tavuklarınız yarın sabah hala bahçede olursa hepsinin kafasını tek tek koparırım.”

Bu örnekte zarar Gülistan ve ailesinin bahçelerinde beslediği tavuklara yöneliktir yani tehdit malvarlığına yönelmiştir.

Suçun oluşması bakımından tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. (ARTUK/GÖKÇEN/YENİDÜNYA: Özel (2005), s.101)

Tehdit hareketinin mağdur üzerinde korku ve endişe yaratmaya elverişli ve uygun olması yeterlidir. Ayrıca mağdurun somut olayda korkup korkmadığı araştırılmaz.

Örneğin: WhatsApp üzerinden aldığınız bir mesajda “Parayı göndermezsen topuğuna sıkarım.” “Seni öldüreceğim.” “Evini yakacağım.” “Söylediğim yere gelmezsen etrafındakiler de yanar.” “Ben sana göstereceğim, yaptıklarının hesabını vereceksin.” gibi ifadelerin bulunması tehdidin korku ve endişe yaratmasına elverişlidir.

Ancak ailenizden ya da yakın arkadaşlarınızdan birinin şaka mahiyetinde “Derslerinden kalırsan topuğuna sıkarım, işe gitmezsen sadece sen değil kardeşlerin de yanar.” “Seni cinlerime çarptıracağım.” gibi ifadelerde ise tehdit mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratmaya elverişli olmadığından suç oluşmamıştır.

Bir kişiden aldığınız bir mesajda batıl inançlara dayanılarak bir kötülüğe maruz bırakılacağınızın bildirilmesi tehdit sayılmayacaktır.

Örneğin “Seni cinlerime çarptıracağım, tüm soyuna musallat olacaklar.” Gibi ifadeler tehdit suçunu oluşturmayacaktır.

Suç oluşturmaya elverişli nitelikte tehdidin mağdura ulaşması yeterlidir. Ayrıca tehdide konu olan kötülük suç oluşturuyorsa fail bundan dolayı da cezalandırılacaktır.

  1. Suçun Nitelikli Şekilleri:
  2. Cezayı Artıran Nedenler:

-Suçun silahla işlenmesi,

-Suçun kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya imzasız mektupla veya özel işaretlerle işlenmesi,

-Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi,

-Suçun var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi.

  1. Cezayı Azaltan Neden:

-Tehdidin mağduru mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğrayacağından veya sair bir kötülük edeceğinden söz edilerek yapılması

  1. Suçun Manevi Unsuru:

Tehdit suçu kasten (bilerek ve isteyerek) işlenebilen bir suçtur.

Failin mağdurda tehdit konusu saldırıyı gerçekleştirebileceği kanısını uyandırdığını bilmesi ve istemesi yeterlidir. Gerçekten gerçekleştirebilecek imkanlarının olup olmamasının bir önemi yoktur.

  1. Hukuka Aykırılık Unsuru:

Bir hakkın kullanılması ve meşru savunma bu suçta hukuka aykırılığı kaldırır. Örneğin: Sosyal medya mesajlaşması esnasında “Beni rahatsız etmeye devam edersen bu durumu ailelere taşımakla kalmam seni mahkemelerde süründürürüm.” ifadesi bir hakkın kullanılması niteliğinde olacağından tehdit suçu oluşmaz.

Sosyal medya üzerinden en çok işlenen suçlardan biri de şantaj suçudur.

Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz ederek bir kimseyi yasaya aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlanması ya da kendisine veya Başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde şantaj suçu oluşur. (TCK107/1-2)

**Tehdit ve şantaj suçu arasındaki ayrım nasıl yapılır?

Şantaj suçu tehdit suçunun özel bir şeklidir. Tehdit suçunda kişi haksız olarak birisine saldırıda bulunacağını veya kötülük yapacağını beyan etmektedir. Oysa şantaj suçunda kişiye bir kötülük yapılacağından, kişinin sahip bulunduğu bir değere saldırıda bulunulacağından söz ederek bir zorlama söz konusu değildir. Aksine kişi, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz ederek başkasını zorlamaktadır.

Kendisine ya da başkasına yarar sağlamak amacıyla, bir kişiyi şeref ve saygınlığına zarar verebilecek hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması durumunda da şantaj suçu oluşacaktır.

Örnek: “Alkolle Mücadele Grubu” isimli bir Whatsapp grubuna üye olan Ayşe bir sabah gruba mesaj atarak “elinde grup üyelerinin alkol alırken fotoğraflarının olduğunu ve kendisine 3.000 TL verilmezse bunları internette yayınlayıp hepsini rezil edeceğini” söyler. Ayşe’nin bu sözlerini gruba üye olan 10 kişi okur ancak kimse bu parayı vermez. Ayşe bu örnek olayda sosyal medya araçlarını kullanarak şantaj suçunu işlemiştir.

İlişkiyi bitirmek isteyen mağdura özel görüntülerinin paylaşılması tehdidinde bulunularak şantaj yapılması

“Sanık M. ile mağdur A. arasındaki ilişkinin mağdurun kocası tarafından öğrenilmesi ve mağdurun sanıkla olan ilişkisini bitirmek istemesi üzerine, sanığın, mağdura, kendisiyle olan birlikteliğini devam ettirmemesi halinde, beraber oldukları dönemde ele geçirdiği özel görüntülerini internette yayımlayacağı tehdidiyle şantajda bulunduğu ve mağdurla tekrar iletişim kurma çabalarına olumlu yanıt alamayınca mağdurun fiziksel mahremiyetine ilişkin özel fotoğraflarını ve videolarını facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde yayımladığı iddialarına konu olayda;
Sanığın üzerine atılı şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulduğuna ve eylemlerin hukuki nitelendirmesine yönelik mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiş,… ONANMASINA…” (12.CD. 15.09.2021tarih, 2020/5203 esas, 2021/5820 karar)

Cinsel içerikli sohbetlerin internette paylaşılması tehdidi ile para istenilmesi

Sanık H.’nin, internet üzerinden tanışıp arkadaş olduğu mağdur S ile baş başa yaptıkları cinsel içerikli sohbetleri, onun bilgisi ve rızası dahilinde kaydettikten sonra, mağdura, 2.000,00 – 2.500,00 TL parayı vermemesi halinde, bu kayıtları, yakınlarına gönderip, internette yayımlayacağı tehdidiyle şantajda bulunduğu ve istediği paranın kendisine verilmemesinin ardından mağdurun özel yaşam alanına ilişkin konuşmalarını internet ortamında başkalarına ifşa ettiği iddialarına konu olayda;
Sanığın kısmi ikrarı, kovuşturma evresinde düzenlenen 30.04.2015 tarihli bilirkişi raporu, mağdurun aşamalarda özde değişmeyen ve tanık anlatımlarıyla doğrulanan beyanları ile dosya kapsamına göre; sanığa yüklenen şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir…”

(12. CD. 02.10.2019 tarih, 2018/8625 esas, 2019/9756 karar)

Facebook profilinin bağlantılı olduğu mail adresinin kime ait olduğunun tespiti

“Sanığın, ablası ile arasında boşanma davası olan katılana yönelik facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden göndermiş olduğu iddia edilen mesaj içeriklerinde, söz konusu mesajların ailevi meselelere ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında; facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden mesaj gönderen bilgisayarlara ait IP adreslerinin ve mesaj gönderen facebook profilinin bağlantılı olduğu mail adresinin söz konusu şirketin Türkiye’deki yasal temsilciliği vasıtası ile araştırılarak sanığa ait olup olmadığının tespiti yapılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması… HÜKMÜN BOZULMASINA…”(4. CD. 20.05.2021 tarih, 2018/7230 esas, 2021/14869 karar)

Yargıtay kararlarına konu olayda sanık tehdit içerikli mesajları göndermediğini, adına sahte hesap açılarak gönderilmiş olabileceğini iddia etmektedir. Ancak bu durumda da mahkemenin mesajların hangi IP adresinden gönderildiğini ve kime ait olduğunu araştırmadan hüküm veremeyeceğine dikkat çekmemiz gerekir. Bu gereklilik sosyal medya üzerinden işlenebilen birçok suç için geçerlidir.

Sevgili okuyucular, sosyal medya üzerinden işlenen bir suçun mağduru olmanız halinde korkmadan, çekinmeden ilerleyen bölümlerde açıklayacağımız hususlara (delil toplanması) dikkat etmek koşuluyla şikâyette bulunmanızı önemle tavsiye ederiz.

 

  1. KİŞİLERİN HUZUR VE SÜKUNUNU BOZMA

Biri Israrla Sizi Arayıp Hiç Ses Vermeden Müzik Dinletse Ne Yaparsınız? 

Birçoğumuz arkadaşlarımıza aramızdaki samimiyete güvenerek çeşitli şakalar yapıyoruz. Peki ya bunun ucunu kaçırırsak? Örneğin gizli numaralardan ya da anonim hesaplardan iletişim kurmaya çalışarak ya da bilinçli olarak muhtelif davranışlarla onu rahatsız etmeye çalışırsak. O zaman ne olacak?

Hukuk düzeninde sadece herkesin ilk aklına gelen hırsızlık, yaralama, öldürme gibi suçlar yoktur. Kişinin toplum içerisindeki kişilik haklarını, gerek maddi gerek manevi sağlığını koruyacak düzenlemeler de mevcuttur. Bu da onlardan biridir. Zira burada mağdura yönelik doğrudan maddi veya cebri bir müdahale yoktur. Buradaki suç tanımı ile kişilerin psikolojik, ruhsal sükûn içinde yaşamak hakkı korunmaktadır.

TCK MADDE 123 – (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Kanuni tanımdan da görüleceği üzere “ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranış” denilmek suretiyle yelpaze geniş tutulmuş ve gündelik hayatta yaşanabilecek farklı olasılıklar karşılanmaya çalışılmıştır. Yani burada sadece telefon edilmesi, gürültü yapılması gerekmemektedir. Asıl unsur huzur ve sükûnunu bozma maksadı güden hukuka aykırı davranışın ısrarlı biçimde gerçeklemesidir. Fakat bu mutlaka farklı zamanlarda birçok kez tekrarlanması anlamına gelmemektedir. Örneğin, kesintisiz şekilde uzun süreli ancak 1 kez yapılan bir gürültü dahi suçun oluşumu için yeterlidir. Ama diğer yandan istenmeyen tek bir mesaj veya telefon araması ise bu suçu oluşturmayacaktır.

Yargıtay kararlarıyla birlikte söz konusu suçta hususiyet gerektiren durumlar:

 

  • Bir Kez Mesaj ve Bir Kez Arama İle Kişilerin Huzur ve Sükunun Bozma Suçu Oluşmaz

Suçun oluşabilmesi için “ısrar” unsurunun olması gerektiğini belirtmiştik. Bunun nedeni bir kez gerçekleşmesiyle kişin iç dünyasında karşı tarafın cezalandırılması gerektirecek bir yıkımın oluşmayacağı düşüncesidir. Davranışların, hangi aşamadan sonra “ısrarla” yapıldığı konusunda bir sayı vermek mümkün değilse de her olayın somut özelliğine göre ısrarın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir. Fakat suçun oluşabilmesi için en az iki defa gerçekleşmesi gerektiği söylenebilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2018/6819 K. 2023/20320 T. 22.6.2021

“Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerini bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.  Somut olayda sanığın katılanın sosyal medya hesabına mesaj göndermesi biçiminde gerçekleşen eyleminde, TCK’nın . maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olan ısrar öğesinin ne şekilde gerçekleştiğinin ve sanığın kastının ne şekilde sırf huzur ve sükunu bozma özel kastı olarak kabul edildiği yöntemince açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması, kararının bozulması hakkında.”

  • Sanığın özel kastı yoksa rahatsızlık verme suçu oluşmaz.

Belirtilmelidir ki her ısrarlı arama ya da mesaj atma da bu suçu teşkil etmeyecektir. Örneğin acil yahut çok önemli bir durum için sevmediğimiz biri tarafından yapılan aramalar amacını bilmediğimiz için bizim huzur ve sükunumuzu bozsa da davranışı gerçekleştiren kişinin amacı buna yönelik olmadığı için suç oluşmayacaktır.

  1. Ceza Dairesi Esas:2014/5257 Karar:2015/9232 Karar Tarihi :13.10.2015

“Sanığın savunması, HTS kayıtları ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın internet ortamında tanıştığı ve karşılıklı olarak yazıştığı kişiden temin edip bu kişiye ait olduğunu düşündüğü aslında mağdureye ait olan telefon numarasını, … tarihinde saat 00:04’de arayıp otuziki saniye görüştükten sonra, savcılık tarafından tespit edilen “kusura bakmayın ben bilmiyodum bana numarayı internetten konuştuğum birisi kendi numarası diye verdi rahatsız ettiğim için özür dilerim” şeklindeki sms mesajını mağdureye göndermesi eyleminin, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun seçimlik hareketlerinden olan “ısrarla telefon edilmesi” olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi yerine aksi şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi isabetsizdir. Hüküm bozulmuştur.”

  • Suç kaç defa işlendi?

Ceza hukukunda zincirleme suç denilen bir kurum vardır. Burada sanık aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçu birden fazla işlenmesi veya aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda suçun her işlenişi için ayrı ayrı ceza verilmez. Tek bir suçun oluştuğu kabul edilir fakat cezanın miktarı artırılır. Fakat şu an konumuz olan huzuru bozma suçunda yukarıda bahsettiğimiz üzere esas olan unsur zaten “ısrar” olduğu için burada zincirleme suç uygulaması daha farklı görünmektedir. Yani biri sizi ısrarla iki gün boyunca üçer defa arasa dahi tek bir suç işlenmiş olacaktır ve cezada bu husus sebebiyle artırım yapılmayacaktır. Buna karşılık olarak belirli bir zamanda biri sizi muhtelif hukuka aykırı davranışlarla bu suçu oluşturacak biçimde rahatsız eder sonrasında araya belirli bir zaman girmesinin ardından bu davranışını tekrarlarsa o zaman zincirleme suç oluşabilecektir. Aradaki bu soğuma süresi her somut olayın özelliğine göre değişkenlik gösterecektir.

  1. CEZA DAİRESİ Esas:2013/3510 Karar:2015/24571 Karar Tarihi:13.03.2015

“Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda, ısrarla telefonla arama ve mesaj çekmenin suçun unsuru olduğu, bu nedenle birçok kez arama ve mesaj çekme durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, fazla ceza tayin edilmesi isabetsizdir.”

  1. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/7243 Karar : 2018/3294 Karar Tarihi :21.02.2018

” Sanığın, farklı zamanlarda ve birden çok kez facebook üzerinden mesaj göndermek şeklinde gerçekleştirdiği suça konu eylemlerinde, TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun “ısrar” öğesinin oluşması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza belirlenmesi, bozma nedenidir”

  • Suçun cezalandırılabilmesi için şikayet şarttır.

Ceza hukukunda birtakım suçlar mağdurun şikayetine bağlıdır. Bu suçta onlar arasındadır. Kanun “…mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.” demiştir. Peki bu şikayet etmenin süresi nedir yıllar geçtikten sonra dahi şikayet edebilir miyiz? Bunun cevabı hem evet hem de hayır. Şöyle ki;

Şikayetçi, şikayet hakkını fail ve fiili öğrenmesinden itibaren 6 ay içinde kullanmalıdır. Yani biri bizi ısrarla rahatsız ediyor ve biz onun kim olduğunu biliyorsak şikayet süremiz kişinin hukuka aykırı davranışını son işlediği andan itibaren 6 aydır. Suçun esaslı unsuru ısrar olduğu ve fiil birden çok kez gerçekleşeceği için şikayet süresinin başladığı an failin ilk değil son fiili olacaktır. Fakat bu şikayet etmek için son fiilin yapılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Son fiil sürenin başlangıcı için esas alınmaktadır, hukuka aykırı fiil devam ettiği sürece zaten şikayet süresi işlemeyecektir. Bu sebeple bu tarz olaylar başımıza geldiğinde başta korkup çekinilse dahi daha sonrasında hak kaybına uğramamak için süresi içerisinde şikayete bulunulmalıdır.

6 aylık süre fiil ve faili öğrenmeden itibaren başlıyor demiştik. Peki ya fail kimliğini gizliyor ve biz kim olabileceğini bilmiyorsak? bu durumda 6 aylık süre başlamayacaktır. Yani biz son hukuka aykırı fiilin gerçekleşmesinden 6 ay sonra dahi şikayet edebiliriz. Fakat elbette ki bunun da bir sınırı var, o da 8 yıllık dava zamanaşımı süresidir. Eğer 8 yıl içinde şikayet etmezsek daha sonrasında failin kim olduğunu öğrensek dahi şikayette bulunamayız. Yine aynı şekilde 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde örneğin 4. yılın sonunda failin kim olduğunu herhangi bir şekilde öğrenmişsek yine o andan itibaren 6 aylık şikayet süremiz başlayacaktır.

Yukarıda açıklamalar bize göstermektedir ki somut olaya göre yıllar geçse dahi hukuk düzenince ihlal edilen hakkımız korunmaktadır. Bu sebeple eğer fiilin ilk gerçekleştiği dönem farklı sebeplerden dolayı şikayete bulunamamışsanız bile sonrasında yukarıdaki bilgiler üzere süresi içerisinde şikayet edebilirsiniz.

 

  • Arama ya da mesajların içeriği

Eğer bunların içeriği hakaret, tehdit, cinsel taciz gibi farklı bir suç teşkil ediyorsa bu durumda ceza verilmesini gerektirecek suçta somut olaya göre içtima kuralları gereği belirlenecektir. Basit anlatımla ceza hukukunda, “kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza vardır” kuralı geçerlidir. Ancak içtima bu kuralın istisnası olup, birden çok suç işlenmiş olmasına rağmen faile tek suçtan dolayı ceza verilmesidir. Yani biri sizi ısrarla defalarca arayıp tehdit ediyorsa burada her iki suçtan değil en ağır cezayı öngören suçtan hüküm kurulacaktır.

  1. CEZA DAİRESİ Esas : 2014/45 Karar : 2015/10201 Karar Tarihi :04.11.2015

“Dosya kapsamı ve mahkemenin kabulüne göre sanığın, mağdureyi kendisine ait cep telefonundan kısa aralıklarla ve ısrarla gece gündüz arayıp görüştüğü mağdureye cinsel amaçlı müstehcen sözler söylemek suretiyle cinsel tacizde bulunması şeklindeki eylemlerinin TCK’nın 105. maddesinde tanımlanan cinsel taciz ve 123. maddesinde tanımlanan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarını oluşturduğu, tek eylemle birden fazla suçun işlenmesi nedeniyle TCK’nın 44. maddesi uyarınca fikri ictima kuralları gereğince bu suçlara ilişkin en ağır cezayı öngören TCK’nın 105 ve 43/1. maddelerinin uygulanması yerine ayrıca kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan da ceza tayin edilmesi bozma nedenidir.”

Fakat şu belirtilmelidir ki şikayet ederken hangi suçun oluştuğunu bilmemiz ve bunu belirtmemiz gerekmemektedir. Hangi suçun oluştuğu makamlarca resen belirlenecektir. Buradaki anlatımların asıl önemi başımıza bu şekilde bir olay geldiğinde ilk aşamada belirginlik sağlamak, ne yapabileceğimiz hakkında fikir edinmek ve sonraki süreç için bir ön izlenim oluşturmaktır.

 

G.KİŞİSEL VERİLERİ ELE GEÇIRME, BAŞKASINA VERME VEYA YAYMA SUÇU

  • Kişisel Veri Ve Sınırları Nedir

Kişisel veri kavramının ne anlama geldiği ve kapsamının ne olduğu hususunda KVKK “Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” ifadesini kullanmıştır. Yani burada kişinin hayatının sadece kimse tarafından bilinmeyen ya da bilinmesi mümkün olmayan gizli veya özel kısmının değil kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan tüm bilgiler de kapsam dahilindedir. Yine Yargıtay da kararlarını bu doğrultuda vermektedir.

Yargıtay suçun konusu kişisel veriyi şu şekilde tanımlamaktadır: Kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez.”(Y12CD-2014/3760 k.)

Her ne kadar yukarıdaki açıklamamızda her türlü bilgi olarak tanımlandığını söylesek de aslında bunun da hemen her eylemin suç oluşturması gibi sonuçlar doğuracağı açıktır ki bu sebeple mahkemeler somut olaya göre değerlendirme yaparak adalet terazisini dengede tutulacaktır.

Günümüzde dijitalleşmenin artmasıyla insanlar bazı durumlarda zorunlu bazen ise kendi tercihleriyle kendilerine ait birçok veriyi sosyal mecralara taşımaktadır. Bu da taktir edilecektir ki büyük oranda kontrolümüzün dışında ve her an saldırıya açık bir hal oluşturacaktır. Bu durum sadece kişiler ya da ufak çaplı suç örgütleri değil devletler tarafından da yapılmaktadır. 2013 yılında, Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu’na (NSA) bağlı olarak çalışan Edward Snowden, Amerikan istihbaratının telekomünikasyon şirketleriyle iş birliğine ilişkin gizli belgeleri, ABD’nin ülke dışındaki gizli dinleme ve izleme faaliyetleri hakkındaki ayrıntıları kamuoyuna sızdırmış ve tüm dünyada şok etkisi yaratmıştı. Aradan 10 yıl geçti ve Snowden 2013’teki gözetleme tekniklerinin bugünkü teknolojiye kıyasla “çocuk oyuncağı” olduğunu söylemektedir.(https://www.bbc.com/turkce/articles/cgr608rdd42o) (https://www.whistleblowers.org/news/the-case-of-edward-snowden/) bunun yanı sıra dijitalleşmenin getirdiği bu derecede korkunç bir denetim ve gözetim mekanizmasından kötü niyetli faydalanmak için bir bilgisayar korsanı olmaya dahi gerek yoktur. Sosyal medyada başkalarının sunumunda olan verilerimiz normal bir kullanıcı tarafından bile kolaylıkla ihlal edilebilir. Bu sebeple suçta hususiyet gerektiren konuları açıklamadan önce “Sosyal Medyada İşlenen Suçlarin Mağduru Olmaktan Nasil Korunabi̇li̇ri̇z” Başlığında nasıl önlemler alınabileceğini anlattığımız yazımızı dikkatle okumanızı tavsiye ederiz.

 

  • Başkası Adına Sahte Hesap veya Hayran Hesabı Açmak

Sosyal medya mecralarında istediğimiz isimde profil hesabı oluşturabiliyor ve bu hesaplardan istediğimiz paylaşımları yapıyoruz. Bunu yaparken de kimliğimizi doğrulayacak herhangi bir aşamadan geçmiyoruz. Hatta öyle ki başkaları adına “fake” denilen kullanıcı profilleri dahi kolaylıkla oluşturulabiliyor. Elbette ki bunun her ne kadar somut olayın özelliğine göre farklılıklar içerecekse de genel manada suç olarak kabul edildiğini rahatça söyleyebiliriz. Bundan ayrı olarak yine “fan clup” olarak tabir edilen hayran hesaplarına değinmekte de fayda var. Özel hayatın gizliliği başlığımızda kamuya mal olmuş ünlü kişiler için farklı değerlendirmeler yapıldığında bahsetmiştik. Yine aynı şekilde bir ünlü için fan hesabı açılıp onun rol aldığı yahut zaten kendi paylaştığı verileri paylaşmak bir sakınca doğurmayacaktır. Bunu yanında o kişi her ne kadar ünlü olup zaten verilerine kolaylıkla erişilebiliyorsa dahi kullanıcı profiline erişimi kısıtlamış ve sayılı kişilerle sınırlı tutmuşsa, sadece o kişilere açık olan verilerin başkalarına yayılmasının suçun konusunu oluşturabileceğini söyleyebiliriz. Lakin bizi daha çok alakadar eden kısım sahte hesaplar olduğu için aşağıda bu konuya yönelik mahkeme kararlarını sıraladık.

“Katılanın sadece baş ve yüz kısmını gösteren resimleri ile gündelik kıyafetler ile poz vermiş şekilde çektirdiği resimler, katılanın başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin bir görüntü olarak kabul edilemeyeceğinden, katılanın kişisel veri niteliğindeki resimlerini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde yayımlayan sanığın eyleminin, TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğuna ilişkin yerel mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.”(Yargıtay 12 CD-K.2020/5241).

Yine en çok yaşanan senaryolardan biri de birliktelik kurulup daha sonrasında bitirilen duygusal arkadaşlıklarda karşı tarafın birliktelik döneminde bulunduğu konum sebebiyle elde ettiği verileri sonrasında elem, acı, öfke gibi duyguların etkisiyle ayrılıklarına tepki olarak kötü niyetle paylaşmasıdır. Özellikle genç okurlarımızın bu konuya dikkatini çekmek ve kurdukları arkadaşlıklarda kendilerini koruyabilecekleri alan bırakmalarını tavsiye ederiz. Pek tabi böyle bir olayın vuku bulması durumunda ise herhangi bir tehdide boyun eğmeden gerekli mercilere ulaşmaları en yararlı yol olacaktır.

“Sanığın, kendisinden ayrılan kız arkadaşı mağdurun adını ve soyadını kullanarak açtığı ve pornografik görüntüler de paylaştığı sahte facebook hesabının profiline, mağdurun internette mevcut olan günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği bir resmini eklediği olayda; mağdur tarafından daha önce internette yayımlanan ve mağdurun günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği resmi, mağdurun başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin bir görüntü olarak kabul edilemeyeceğinden, mağdurun kişisel veri niteliğindeki resmini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle sahte facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığın eyleminin, TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi- Karar: 2017/637).

Benzer olarak ayrılığı sevgilisinin ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı adres bilgilerini, adı, soyadı, kendisine ve oturduğu eve ait fotoğrafı ile birlikte rızası dışında, başkalarının bilgisine sunan sanığın eylemi de suç olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi-Karar: 2014/2980). Kişisel verilerin kapsamı başlığındaki açıklamalarımızdan yola çıkarak ihlal için mutlaka bir fotoğraf yahut videonun paylaşılmasının gerekmediğini adres gibi hususlarında bu kapsamda değerlendirileceğini söyleyebiliriz.

  • Kendi Hesabında Başkasını Paylaşmak

Bazı durumlarda ise kendi hesabımızdan başkasını paylaşırız. Elbette ki aşağıda vereceğimiz kararlar bir formül niteliğinde olmayacak yine bu durumda da somut olaya göre değişkenlikler oluşacaktır. Örneğin toplu bir etkinlikte fotoğraf çekilmesi ve bunun muhtemel olarak paylaşılacağının bilinmesine rağmen muhalefet olmayan kişi sonrasında o toplu fotoğrafın paylaşılması sonucu bir ihlalden söz edemeyecektir. Zira zaten hukuka uygunluk sebebi yani rızası vardır. Buna karşı samimi bir arkadaş ortamında başkalarının görmesinin istenmeyeceği anı niteliğinde çekilen fotoğrafların sonrasında habersiz biçimde içlerinden biri tarafından paylaşılması bu suçu oluşturacaktır. Çünkü rıza fotoğrafın çekilmesi için verilmiştir paylaşılması için değil.

“TCK’nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu yönünden değerlendirme yapıldığında, katılanın facebook hesabındaki resmi kişisel veri kapsamında kabul edilebilir ise de; sanığın, resmi, katılanın internette facebook hesabındaki herkese açık profil resminden elde etmesi ve katılana ait başkaca bir kişisel bilgiye yer vermeden kendi facebook hesabına koyması nedeniyle hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma suçu oluşmaz.” (12. Ceza Dairesi – 2014/19490 karar).

“Mağdurun kişisel veri niteliğindeki resmini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması sebebiyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle “Nesrin Hülya E.” adlı facebook hesabı üzerinden başkalarının görgüsüne sunan sanık hakkında, genel kastla işlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Karar: 2017/3108).

“Yukarıda kişinin rızasının suçun oluşup oluşmadığında etkili bir faktör olduğundan bahsetmiştik. Buna örnek bir karar olarak Yargıtay sanıkla mağdurun aralarında ilişkilerinin sürdüğü dönemde birlikte çekildikleri ve mağdurun rızasına uygun paylaşılan fotoğrafın ayrılık sonrası kaldırılmaması ve mağdurun rızasına aykırı biçimde yayımlanmaya devam etmesi durumunda bu suçun oluşacağını kabul etmiştir.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Karar:2017/6231).

  • Sosyal Medya Profilinin Sınırlandırılmış Olması

Birçok sosyal medya platformu kullanıcılarına hesaplarını diğer kullanıcılara gizleme ve erişim imkanının kendi kontrollerinde olması yetkisini sunmaktadır. Bu sayede kullanıcılar özel paylaşımlarına erişimi istedikleri kişilerle sınırlandırabilmektedir. Elbette bunun yansıması olarak suçun oluşumunda da değişkenlik arz edecektir. Öyle ki herkesin erişimine açık ve binlerce takipçisi olan bir hesaptaki veriyi ele geçirmekle erişime kapalı olup yüz kişilik arkadaşlı bir hesaptaki verileri ele geçirmenin niteliği bir olmayacaktır.  Yargıtay’da bu hususa dikkat etmiştir.

“Somut olayımız açısından, katılanın whatsapp profil resmi olarak ayarlandığı anlaşılan oğlunun doğum gününde çekilen resmin, katılanın telefonunu kaydeden herkes tarafından ulaşılabileceği , aynı zamanda sanığın, bahse konu fotoğrafı katılanın birlikte olduğu teyzesinin kocası olan eniştesi ile sanığın teyzesi arasında görülen boşanma davasında, eniştesi ile katılan aralarında ilişki olduğunu ispatlama amacıyla kaydettiğini beyan ettiği anlaşılmakla mahkemece sanık hakkında beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi- Karar:2015/16760).

Bu nedenle okurlarımıza mümkün olduğunca hesaplarını diğer kullanıcıların erişimine kapalı tutmalarını, popülaritenin dayattığı çok takipçili olma, çok beğeni alma gibi faydasız amaçlardan sıyrılarak tanımadığı kişileri arkadaş olarak eklememelerini, normal hayatlarında ne kadar seçicilerse sosyal mecrada da aynı doğrultuda davranmalarını tavsiye ederiz. Zira unutulmamalıdır ki o hesapların her biri sosyal medya profilinden öte gerçek hayata birer insan ve sizler o insanı tanımıyorsunuz.

 

  • Özel Hayatın Gizliliği- Kişisel Verileri Ele Geçirme, Başkasına Verme veya Yayma Suçu

Ceza hâkimi olarak görev yapan katılanlar… ve … tarafından, sanık … hakkında farklı suçlardan dolayı mahkumiyet kararları verilmesi nedeniyle her iki katılana tepki duyan sanık …‘ın, katılan …‘ın eşi ile yan yana ve katılan …‘in yalnız başına günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdikleri fotoğraflarını, katılanların kendi adlarına başka internet sitelerinde (facebook-twitter gibi) açmış oldukları hesaplarından ele geçirip, bu fotoğrafları, slayt gösterisi şeklinde ve duygusal fon müziği eşliğinde, “… adliyesinin yasak aşkı” başlığı altında, katılanların arasında gayriresmi bir ilişki varmış algısı doğuracak biçimde, youtube adlı video paylaşım sitesinde yayımladığı kabulüne konu olayda,

“Katılanlar tarafından internet ortamında yayımlanan ve katılanların kamuya açık alanlarda günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdikleri resimleri, katılanların başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyecekleri özel yaşam alanlarına ilişkin görüntü olarak kabul edilemeyeceğinden, katılanların kişisel veri niteliğindeki resimlerini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle yayımlayan sanığın eyleminin, TCK’nın 136/1. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Karar : 2017/870)

  • Kişiye Ait Cep Telefonunun İnternet Üzerinden Paylaşılması

Birçok kişi farklı numaradan arayıp arkadaşına şaka yapmıştır. Peki ya şakanın ucunu kaçırmışsak o zaman ne olacak? Ya da şaka amaçlı değil de tamamen kötü niyetle numaramız başkalarıyla paylaşılmışsa yine suç oluşacak mıdır? Bunun cevabı olarak elbette suç oluşacaktır yazımızda tekrarladığımız üzere kişisel veri kavaramı Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Bu durumda kişinin şahsına ait adres telefon bilgisi gibi birçok bilgi bu kapsamdadır.

“Sanığın, arkadaşı olan müştekiye ait cep telefonu numarasını, müştekinin bilgisi ve rızası dışında, “com” adlı arkadaşlık sitesinde “duygu” takma ismiyle üyelik işlemleri yaparak yaydığı ve açtığı profilde müştekinin küçük düşmesine yol açan değer yargısı içerecek, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte müştekinin ağzından paylaşımlarda bulunduğu, bunun üzerine müştekinin tanımadığı kişiler tarafından aranmaya başlandığı olayda; kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, başkasına verilmesi veya yayılması suçunun meydana geldiği açıktır.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2014/3719 karar).

 

I.SUÇ İŞLEMEYE TAHRİK, HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK VE AŞAĞILAMA:

Belirli olmayan yani özellikle seçilmemiş kimselerin suç işlemeye tahrik edilmeleri suç işlemeye tahrik suçunu oluşturur. Belirli bir kişinin suç işlemeye tahrik edilmesine azmettirme denir.

Tamamlanabilmesi için tahrik edilen suçun işlenmesi gerekmez. Ancak eğer tahrik edilen suçlar işlenirse, tahrik eden kişi, bu suçların her birinden dolayı azmettiren sıfatıyla sorumlu olacaktır.

Azmettiren sıfatıyla sorumlu olmak demek ceza hukuku bakımından tahrik edilen kişinin işlediği suçu işlemiş gibi sorumlu olmaktır. Yani faille azmettiren aynı cezayı almaktadır.

Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağıdır. Bu birçok suç bakımından genel ilkedir.

Bir kimsenin halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmesi ise halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu oluştururken bu farklılıklara dayanarak aşağılama da halkı aşağılama suçunu oluşturacaktır.

Burada dikkat etmemiz gereken husus birtakım farklı grupların karşı karşıya getirilmesinin amaçlanmasıdır. Aynı grupları birbirine kışkırtmak bu suçu oluşturmayacaktır.

Ayrıca bu suçların oluşması için kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmış olması gerekir.

Sosyal medyada yazdıklarımızın bilincinde olmamız elzem bir konudur. Bu suçların oluşumunu öğrenmeniz bu mecralarda daha dikkatli bir şekilde dolaşmanızı sağlayacaktır. Beraber yargıtay kararlarına konu olmuş olayları inceleyelim:

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar : 2016/3583

“216. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için halkın, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesiminin diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edilmesi gerekmekte olup; siyasi görüş ya da belli bir olay karşısındaki düşünce farklılıklarının sayılan özellikler arasında bulunmaması karşısında, sanığın aleni sayılabilecek twitter hesabı üzerinden gezi eylemlerine katılanlara karşı yaralama ve benzer suçların işlenmesini kıştırtan ve teşvik eden nitelikte paylaşımlarda bulunmaktan ibaret eyleminin TCK’nın 214. maddesinde düzenlenen “suç işlemeye tahrik suçunu” oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir “

 

  1. ŞİKAYETE TABİ SUÇLARDA PROSEDÜR NASIL İŞLER?
  • Kimler şikayet edebilir ?

Şikayet hakkı, bir suçun savcılık tarafından soruşturulması veya mahkeme tarafından kovuşturulması için zarar gören veya mağdura tanınan kişiye sıkı surette bağlı bir kamu hukuku hakkıdır. Bunu bizzat hak sahibi kullanmalıdır, şikayet hakkı mirasçılara geçmez. Ayırt etme gücüne sahip kimseler yalnız başlarına şikayet hakkını kullanabilirler. Yargıtay uygulamasına göre, 15 yaşını tamamlamamış olan ayırt etme gücüne sahip kimsenin şikayet hakkını kullanma yetkisine sahip olması, velinin de bu yetkiyi kullanamayacağı anlama gelmez, bu durumda her biri diğerinden bağımsız olarak şikayet hakkını kullanabilir. Ancak suçtan zarar gören kimse, yaşının küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi nedenlerle ayırtım gücüne sahip değillerse, şikayet hakla veli veya vasileri tarafından kullanılır.

Çocuklara karşı işlenen suçlarda suçüstü halinde ve beden veya akıl hastalığı, malullük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçlarda suçüstü halinde şikayete tabi olsa dahi soruşturma resen yapılır.

 

  • Hangi suçlar şikayete tabidir ?

Kullanacak kişide olduğu gibi kullanılacak suçta da kısıtlama bulunmaktadır. Zira asıl olan resen soruşturulması ve kovuşturulması iken istisna olan suçun şikayete tabi olmasıdır. Bir suçun şikayete tabi olduğu kanun metnindeki “…mağdurun şikayeti üzerine…hükmolunur.” (TCK m.86/2), “soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.” (TCK m.131/1) gibi ifadelerden anlaşılmaktadır. Kitapçığımızda ele aldığımız suçlardan ise şunlar sikayete tabidir:

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma

Israrlı Takip

Cinsel Taciz

Özel Hayatın Gizliliğini Ihlal

Hakaret

 

 

  • Şikayetin süresi

Takibi şikayete bağlı suçlarda şikayet süresi, mağdurun ‘fiil’ ve ‘faili’ öğrenmesinden itibaren 6 aydır. Suçtan zarar gören veya mağdur, suç teşkil eden fiil veya failden hangisini daha geç öğrenmişse, 6 aylık şikayet süresi de o tarihten itibaren başlayacaktır. Ancak her ne kadar şikayet süresi kanun maddesinin birinci fıkrasında 6 ay olarak belirtilmişse de aynı maddenin ikinci fıkrasında ”zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla” ibaresi göz önünde bulundurulduğunda, bu hakkın kullanılabileceği altı aylık sürenin de dava zamanaşımı içerisinde bulunması gerekmektedir. Bu süre kesin olup, sürenin geçmesinden sonra şikayet hakkı kullanılamaz.

  • Şikayet Hakkı Nasıl Kullanılır

CMK m.158

(1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.

(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.

Şikayet dilekçesinde mağdurun ve biliniyorsa failin kimliği, adresi, iletişim bilgileri, olayın nerede, ne zaman, ne şekilde gerçekleştiği açıkça yazılmalıdır. Değerli okuyuculara bu aşamada her ne kadar zorunluluk bulunmasa da hak kaybına uğramamaları adına avukatlardan hukuki yardım almalarını tavsiye ederiz.

 

  • Şikayetten vazgeçme ve feragat

Suçtan zara gören kişi eğer yetkili makamlara şikayet hakkını kullanmayacağını bildirirse şikayetten feragat etmiş olur. Bu durumda daha sonra şikayet hakkı kullanılamayacaktır. Belirtmek gerekir ki şikayetten feragat, ayrıca ve açıkça maddi-manevi tazminat isteminden de vazgeçildiği belirtilmedikçe failin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Bu durumun aksine biz okuyucularımız herhangi bir feragat durumunda yine de haklarını saklı tuttuklarını ayrıca belirtmelerini tavsiye ederiz.

Şikayet hakkı kullanıldıktan sonra geri çekmek istenirse de şikayetten vazgeçilmiş olur. Bu soruşturmayı sona erdiren, kovuşturma aşamasına geçilip ceza davası açılmışsa davanın düşmesine yol açan bir işlemdir. Fakat bu halde vazgeçme failin kabulüne bağlıdır. İsterse yargılamanın tamamlanıp suçsuzluğunun ispatlanmasını da isteyebilir. Ayrı olarak failin hukuki sorumluluğu için feragatte yaptığımız açıklamalar aynen vazgeçmede de geçerlidir.

 

  • Şikayetin sirayeti

Şikâyetin bölünmezliği/şikâyetin sirayeti ilkesi; şikâyetin faile yönelik olmayıp, failin eylemine yönelik olmasından ötürü, şikâyet sahiplerinin söz konusu şikâyetinden vazgeçmesi durumunda da uygulanacaktır. Suç, iştirak halinde işlenen bir suç ise, TCK’nin 73/5. maddesi uyarınca, suçtan zarar görenin suça katılan şüpheli veya sanıklardan bir tanesinden şikayetinden vazgeçmesi, diğer ortakları da kapsar. Bu sebeple şikayete tabi bir suçtan şikayet edildikten sonra faillerin bir kısmı için vazgeçilirken başka bir kısmı için şikayetin devam etmesi gibi bir durum söz konusu olmayacaktır.

 

  • SOSYAL MEDYADA İŞLENEN SUÇLARIN MAĞDURU OLMAKTAN NASIL KORUNABİLİRİZ?

Sosyal medyada mahremiyet, kişinin kişisel verilerini istediği zaman, ne kadar, kimlerle ve nasıl paylaşabileceğine karar verme özgürlüğüdür. Mahremiyet temel bir insan hakkı olup, bunun ihlali bilişim suçlarının oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Sosyal medya dünyasının sağladığı anonim kimlik imkânı sayesinde bu platformlarda karşınızdaki kişinin gerçek kimliğinde yanılabilirsiniz. Özellikle dikkat edilmesi gereken husus burada kimlerle hangi bilgilerinizi paylaştığınızdır. Burada şöyle bir tasvir yapılabilir:

Herkesin görebileceği bir panoda bu bilgileri, fotoğrafları, videoları vb. diğer kişisel verileri paylaşır mısınız? Eğer cevabınız hayır ise o veriler açısından dikkatli olmanız gerekir. Eğer bu iletilerin içinde başkasına ait kişisel veriler bulunuyorsa o kişiden izin almadan paylaşım yapılmaması gerekir.

Özellikle sosyal medyada takındığımız tavırlarımızı fiziksel hayattaki mahremiyet kurallarımıza göre yeniden ele almamız gerekir. Tanımadığımız insanları evimize almıyorsak sosyal medya hesaplarımıza da dahil etmememiz gerekir, arkadaşlık tekliflerini kabul etmememiz gerekir. Güvensiz mekanlara girmiyorsak bilmediğimiz sitelere yönlendiren iletilerden de uzak durmamız gerekir. Tanımadığımız insanlarla nasıl ki bilgilerimizi paylaşmıyor sınırlı bir iletişim kuruyorsak bu platformlarda da bu sınıra uygun davranmamız gerekir. Fiziksel hayata nazaran suç işlemenin çok daha kolay olduğu bu mecralarda daha dikkatli olmamız gerektiğini unutmayalım. Ayrıca siber zorbalığa maruz kaldığınızda bunu ebeveynlerinizle paylaşmanız gerekir. Maruz kaldığınız eylemin bir suç oluşturduğu kanaatindeyseniz başvuru yöntemlerini aktardığımız bölümü okuyarak bunu ilgili kuruma bildirmeniz gerekir.

Kişisel verilerimizin içinde bulunduğu sosyal medya hesaplarımızı koruyan asıl şey şifrelerdir. Birçok şifrenin ayı olması kırılabilme olasılığını arttırır. Tahmin edilmesi kolay olmayan, güçlü şifreler oluşturarak bilişim suçlarına karşı önlem alınabilir.

Özellikle hesapların şifreleri kırıldıktan sonra bu sayfalarda para kazandıracak işlemlerin bilgisine haiz olunduğunu herkesin bu bilgilerle çok para kazanabileceği gibi dolandırıcılık suçuna teşebbüs eylemlerini görürüz. Ekonomik zarar oluşturmaya yönelmiş bu gibi eylemlerin mağduru olmamak adına güçlü şifre oluşturmak elzemdir. Güçlü şifre:

-En az 8 karakterden oluşmalı

-Harf, rakam ve özel karakterler içermeli ( @, !,%, ^, #, &, $)

-Küçük ve büyük harfler barındırmalı

-Kişisel bilgiler ve sıklıkla kullanılan kolay tahmin edilebilir bilgilerden oluşmamalıdır.

-Bütün hesaplar için farklı şifreler belirlenmelidir.

Hesapların şifrelerinin kırılması ekonomik zarar oluşturur, bu doğrultuda devam edecek olursak bilinen yaygın dolandırıcılık örneklerden birini de Phishing (oltalama) oluşturur.

Phishing, mağdurların e-posta hesaplarına; hediye, indirim, para ödülü vb. cezbedici gerçeğe çok benzeyen sahte iletiler gönderilerek parola, kimlik bilgisi, banka hesap bilgileri veyahut benzeri hassas verilerin çalınması amaçlayan yöntemdir. Klasik anlamda e-postadan söz etsek de artık sosyal medya platformlarında da karşımıza çıkmaktadır. Tıkladığımız anda teknolojik cihazımıza virüs yüklenmesi riski yüksek olduğu gibi temelde hassas bilgilere ulaşmayı amaçlamaktadırlar. Phishing, sizi bir şeylere yönlendirir, bilgilerinizi acil güncellemenizi isteyebilir veya uyarabilir, haberdar edebilir ve neticede sizin o iletiyle harekete geçmenizi ister.

Örneğin indirim günlerinde iletilerde dolanırken bir fenomenin hesabında yaygın mağazalardan birinin büyük bir indirimini duyurduğunu fark ettiniz bu fenomenin daha önce önerdiği ürünleri de beğenmiştiniz ve ürünü almak için tıkladığınız linkten ulaştığınız alışveriş sayfasında da gerçekten de o ürünün indirimde olduğunu gördünüz satın alma aşamasına geçeceksiniz ama ya bu sayfa taklitse?

Ufacık detaylar dışında birebir aynı olan bu sayfaların amacı temelde kart bilgilerinize ulaşmaktır. Çoğu zaman sahte adresler, orijinallerinden bir harf, bir karakter veya bir sayı farkı ile dolaşıma sokulur. Bu yüzden satın alacağınız ürünü, bir link aracılığıyla değil doğrudan internet üzerinden aratarak orijinal sitesinden satın almalısınız.

Ayrıca dikkat etmeniz gereken bir diğer hususu ise Sniffing (Ağ Dinleme) oluşturmaktadır.

İnternette attığınız hiçbir adım kaybolmaz. Bağlandığınız internet ağından, hangi internet sitesine girdiğiniz, hangi kullanıcı adı ve şifre ile bağlandığınız, tıkladığınız linkler, girdiğiniz diğer tüm şifre ve bilgiler izlenebilir. Sniffing, özellikle halka açık geniş kesimlerin bağlanabileceği internet ağlarında bu bilgilerin izlenmesi yöntemidir. Bu nedenle halka açık internet ağlarını kullanırken girdiğiniz bilgilerin izlenebilir olduğunun farklında olmalısınız. Banka işlemlerinizi hiçbir koşulda bu ağları kullanırken yapmamaya özen göstermelisiniz.

  • Tüm Önlemlere Rağmen Yine de Suçun Mağduru Olunmuşsa Ne Yapılmalı?

Öyle ki her ne kadar bilinçli bir internet ve sosyal medya kullanıcısı olunursa olunsun kimi zaman bu tehditlerden kaçınmak mümkün olmamaktadır. Suçun mağduru olduğumuz bu durumda öncelikle yapılması gerekenler imkanlar ölçüsünde suça konu eylemi ispatlayacak delilleri kayıt ve koruma altına almaktır. Olası bir suç duyurusunda adli makamlarca incelemeler ve araştırmalar yapılıyor olsa da o ana kadar geçecek süre zarfında kolaylıkla suç teşkil eden eylemin bulguları silinebilmektedir. Örneğin Instagram’dan gönderilmiş olan cinsel taciz niteliğindeki bir mesaj sonrasında geri alma yoluyla ortadan kaldırılabilmektedir. Bu durumda adli makamların bu suçun tespiti için Meta şirketine başvurması ve onlardan da cevabın gelmesi gerekmektedir ki günümüz şartlarında her ne kadar Türkiye temsilciliğiyle ilgili çalışmalar yapılmış olsa da henüz sağlıklı işleyen bir sistem kurulamamıştır. Bu nedenle mağduriyeti en aza indirmek için ilk aşamada öncelikle kendi gayretimizle ekran görüntüsü ve kaydı almayız. Olası sahtelik iddialarına maruz kalınmaması için mümkünse başka bir cihazdan suçun oluştuğu mecrayı, saati ve şeklini kısaca mevcudiyetini ispatlar nitelikte kayıtlar alınmalıdır. Somut olaya göre suça ilişkili internet adresi, kullanıcı hesap isimleri varsa ID numaraları yahut belirlenebilmeyi mümkün kılacak her türlü veri o anın şartlarında koruma altına alınmalıdır. Bu sayede adli makamlarca soruşturulmanın ve delil toplama aşamasının daha kolay ve sağlıklı işlenmesi sağlanacaktır. Veriler o ana kadar ortadan kaldırılmış dahi olsa mağdurun aldığı kayıtlar sayesinde hak kaybı en az seviyeye indirilecektir.

 

  • SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN SUÇ TEŞKİL EDECEK BİR EYLEMLE KARŞILAŞTIĞINIZDA NASIL BİR YOL İZLEYEBİLİRSİNİZ? BAŞVURU YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Özel hayatın gizliliğinin ihlaline yönelik bireysel başvuru yolu, 5651 sayılı Kanunun 9/A maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme ile aşağıda yer verilen açıklamalar dikkate alınarak e-devlet üzerinden adımlar takip edilerek başvuru yapılabilir. 5651 sayılı Kanunun 9/A maddesine göre:

“(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Kuruma doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.

(2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz.

(3) Kurum, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhâl Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl, en geç dört saat içinde yerine getirir.

(4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır.

(5) Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Kuruma gönderir; aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.”

Madde metninden de anlaşılacağı üzere, erişimin engellenmesini talep ederek Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) başvuran kişiler, başvurularının BTK tarafından kabul edilmesini takip eden yirmi dört saat içinde özel hayatın gizliliğinin ihlaline gerekçe olarak bildirdikleri tam internet adreslerini (URL) Sulh Ceza Hâkimi’nin kararına sunmaları gerekmektedir.

Sulh Ceza Hâkimi, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan BTK’ ya gönderir. Aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkacaktır.

BTK tarafından yayınlanmış mahkeme başvuru örneği:

https://internet.btk.gov.tr//uploads/pages/ozel-hayatin-gizliliginin-ihlaline-yonelik-bireyse/ohg-mahkeme.docx

İnternet ortamında kişilik haklarının ihlalinde BTK tarafından yayınlanmış olan hakimliğe başvuru örneği:

https://internet.btk.gov.tr/uploads/pages/internet-ortaminda-kisilik-haklarinin-ihlali/kisilik-hakki-ihlali-hakimlige-basvuru-yeni.docx

İçerik sağlayıcıya başvuru örneği:

https://internet.btk.gov.tr/uploads/pages/internet-ortaminda-kisilik-haklarinin-ihlali/kisilik-hakki-ihlali-icerik-saglayici-basvuru-e-posta-yeni.docx

Yer sağlayıcıya başvuru örneği:

https://internet.btk.gov.tr/uploads/pages/internet-ortaminda-kisilik-haklarinin-ihlali/kisilik-hakki-ihlali-yer-saglayici-basvuru-e-posta-yeni.docx

 

  • BAŞKASI TARAFINDAN YAYINLANIP SUÇ TEŞKİL EDEN BİR SOSYAL MEDYA İÇERİĞİNİ BEĞENMEK VEYA PAYLAŞMAK SUÇ TEŞKİL EDER Mİ?

Sosyal medya platformlarının her biri benzer olmakla birlikte farklı arayüzlere ve özelliklere sahiptir. Fakat hepsinin ortak noktasın insanların bir araya gelerek birbirleriyle iletişim ve etkileşim halinde olmalarıdır. Bu bazılarında söz ve düşünce, bazılarında fotoğraf, bazılarında ise video paylaşılması aracılığıyla olur. Ve çoğu mecra bize başkalarının paylaşımlarını alıntılama ve beğenme imkanı sunmaktadır. Peki ya bu paylaşım suç teşkil ediyorsa o zaman ne olacak? Bu soruyu beğenmek ve alıntılayarak paylaşmak şeklinde ikiye ayırmak gerekir.

  • Suç Teşkil Eden Paylaşımı Alıntılamak

Burada daha kolay anlaşılabileceği ve uygulamada da bir hayli örneği olmasından ötürü X(twitter) üzerinden örnek vereceğiz. Retweet, bu plartformda başka kullanıcılar tarafından gönderilen iletiyi yeniden yayınlayabilmeye imkan veren bir eylemdir. Bu sayede fikir yapısı olarak örtüştüğümüz iletileri bazen desteklemek bazen de sırf beğendiğimiz için bu yolla başkalarına da aktarabiliriz. İç dünyamızda oluşan beğenme ve destek duygusunu başka insanlarında görmesine yol açacak şekilde tezahür bulan bu eylemde tabii olarak iletinin suç teşkil etmesi durumunda retweet yapan kişinin de cezai sorumluluğu doğacaktır. Zira Yargıtay’da istikrarlı biçimde bu görüştedir.

Yargıtay 18 Ceza Dairesi’nin 07.12.2015 Tarih ve 2015/10377 E. 2015/12777 K. Sayılı Kararı

‘’Sanığın, twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde diğer sanık tarafından paylaşılan tweeti retweetlediğinin, kendi ikrarı ile de sabit olması karşısında, kamu görevlisine görevinden dolayı zincirleme şekilde hakaret suçunun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı … görüldüğünden, hükmün bozulmasına’

  • Suç Teşkil Eden Paylaşımın Beğenilmesi

Yargıtay beğenme eyleminde suçun oluşup oluşmadığının değerlendirmesini yaparken beğenme eylemi sonucunda iletinin başkalarına aktarılıp aktarılmadığına bakmaktadır. Yani suç teşkil eden bir paylaşım sadece beğenildiği için suç oluşmayacaktır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi Esas: 2013/5598, Karar: 2014/33171, Tarih: 17/11/2014

“Hakaret içerikli paylaşımı beğenmek, internet ortamında paylaşılıp veya başkalarına aktarılmadığı taktirde hakaret suçunun unsurlarını oluşturmaz.”

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 17.11.2014 Tarih 2013/5598 E. 2014/33171 K. Sayılı Kararı

“Sanığın, sosyal paylaşım sitesi üzerinden müştekiye hitaben “C. oto yıkama” ve temyize gelmeyen sanık “A.K” profilleri adı altında gönderilen hakaret içerikli mesajları beğenmekten ibaret eyleminin, bu mesajların sanık tarafından da internet ortamında paylaşılıp veya başkalarına aktarılmadığı taktirde hakaret suçunun unsurlarını oluşturmayacağı, kişisel değerlendirme kapsamında kalacağı gözetilmeden ve bu husus araştırılmadan, yetersiz gerekçeyle hükümlülük kararı verilmesi,……….. hükmün bozulmasına”

Görüldüğü üzere salt beğenmekten ibaret olan eylem bu paylaşımı başkalarına yaymıyorsa sorun olmayacaktır. Fakat beğenme bazen paylaşım amacıyla da kullanılmaktadır. Örneğin beğenilen iletiler arkadaşlarının haber akışında görünüyorsa o halde içeriğin yayılması ve başkalarının vakıf olmasına sebebiyet vereceğinden suç teşkil edecektir.

  • ABD’DE MAHKEME KARARLARINA KONU OLMUŞ SOSYAL MEDYA OLAYLARI

Bilimsel gelişmeler insanlığı ileri götürmeyi hedeflerken açtığı yeni yollarda gizli birtakım tümsekleri ve hendekleri barındırabilir. Bunları görebilmek ve her adımı daha dikkatli atabilmek adına bu kitapçığın önemini kavramak elzemdir.

Siber zorbalık; dijital araçlar kullanılarak bir kişinin veya bir grubun kasıtlı bir şekilde gerçekleştirdiği saldırgan davranışlardır. Siber zorbalık, dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar erişebilir ve anonim kimlikler sebebiyle çok daha kolay gerçekleştirilebilir.

Siber zorbalığa maruz kalan ve dünyada ses getirmiş birkaç örneği inceleyelim.

  1. Amanda Todd Olayı: 15 yaşında British Columbia’da yaşayan Amanda Todd, (1996-2012) bir lise öğrencisiydi. Video sohbet odalarında tanıştığı kişiler tarafından çıplak görüntüleri kayda alınmış ve kendisine şantaj yapılmış ardından bu görüntüler internet ve sosyal medya araçlığıyla paylaşılmış ve mağdurun intiharına sebep olmuştur. Ölmeden önce YouTube’a, maruz kaldığı siber zorbalıkları anlattığı bir video yüklemiş, hiçbir ses olmadan bu videoda elinde tuttuğu kağıtlarla yaşadıklarını ifade etmeye çalışmıştır. Bu video ölümünden sonra viral etki yaratarak çok sayıda kişiye ulaşmıştır.

Bu intihar olayının ardından siber zorbalıkla mücadele konusunda stratejiler geliştirerek “The Amanda Todd Legacy” adındaki blog üzerinden ailelere yardım ve destek sağlamaya başlamışlardır.

  1. Jessica Logan Olayı: 18 yaşında Ohio’da bulunan Jessica Logan, (1990-2008) kendi rızasıyla erkek arkadaşına çıplak fotoğraflarını göndermiş ayrıldıktan sonra erkek arkadaşı bu fotoğrafları Facebook ve MySpace sosyal medya mecralarında paylaşmıştır. Okuldaki birçok öğrenci bu fotoğrafları görmüş ve Jessica’ya taciz edici ve zorbalayıcı kötü mesajlar göndermiştir. Okul yönetimiyle durumu paylaştıktan sonra fotoğraflar silinmişse de psikolojik baskıların ardı arkası kesilmemiştir. Jessica Logan intihar ettikten sonra Ohio Eyaletinde Jessica Logan Yasa’sı ilan edilmiştir.
  2. Megan Meier Olayı, 13 yaşındaki Megan Meier. Myspace vasıtasıyla arkadaşlık kurmak amacıyla Josh Evans adında, 16 yaşında olduğunu düşündüğü ancak sahte olan bu profili kullanan kişiyle yazışmaya başlamış ve ona psikolojik anlamda bağlanmıştır. Bu profili yaratan ise Megan Meier ile aynı sokakta yaşayan ve okul arkadaşı olan başka bir kız öğrencinin annesi Lori Drew’dir. Daha sonra Megan Meier’a onunla görüşmek istemediğini söylemiş ve ardından “sen kötü birisin herkes senden nefret ediyor, dünya senin yokluğunda daha iyi olacak” şeklinde nefret söylemleri içeren mesajlar atmıştır. Ve ardından Megan Meier intihar etmiştir.Bu olay ABD çapında en fazla gündemde kalan ve tartışma konusu olan olaylardan biridir. Yasal boşluğu doldurmak üzere Megan Meier Siber Zorbalığı Önleme Yasası adında bir yasa teklifi hazırlanmıştır.
  • SONUÇ:

*Sosyal medyanın hayatımızdaki yeri henüz tam olarak netleştirilememiştir. Bu nedenle insanlar ellerindeki bu imkanla neler yapabileceklerini bunu nasıl faydalı hale getirebileceklerini buralardan gelebilecek zararları nasıl önleyebilecekleri konusunda bilinçsizdir. Biz bu projeyi her ne kadar gençler için yapmış olsak da aslında herkes için bir başvuru kaynağı niteliği de taşımaktadır. Özellikle suçların ne zaman oluşmuş sayılacağı unsurlarıyla ilişkili olduğundan bunlara yer verdik ve öğrenmeyi sağlayabilmek adına örnek olaylara ve yargıtay kararlarına yer verdik. Bu sayede hedef kitle grubumuzun daha bilinçli bir kullanıcı olmalarını ve mağdur olmaları durumunda haklarını bilen bireyler olmalarını hedefliyoruz. Kaynağımızda yer verdiğimiz başvuru mercilerini ve bu konuda başvurulabilecek diğer kurumları bilen bir nesil yetiştirmek hepimizin görevi olsa da bu kaynakla biz bir adım ileri gitmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

*Özellikle siber zorbalığa karşı alınabilecek önlemlerin farkında olmak ve sosyal medyayı yalnızca tanıdığımız kişilerle iletişim vasıtası olarak görmek tanımadığımız insanları nasıl ki evimize almıyorsak aynı şekilde hesaplarımıza da dahil etmemek gerekliliğini aktarmaya çalıştık. Buna özellikle alınabilecek önlemler bölümümüzde değindik.

Blokzinciri Hakkında Yasa Tasarısı Çevirisinin 2.sini bağlantıdan okuyabilirsiniz.

Hukuk ve Bilişim Dergisi’nin Yeni Sayı’sını okumak için bağlantıya tıklayınız.

Yazar: Ronya Mira DAĞ, Kerim KILIÇ

Bu kitapçık TÜBİTAK Desteği ile Hazırlanmıştır.

  • KAYNAKÇA

Sosyal Medya ve Ceza Hukuku/ Selman Bacaksız, Ahmet Aslan, Okan Yıldız

Sosyal Medyada İşlenen Suçlar/ Murat Balcı, Kerim Çakır

Yayın Yoluyla Kişilik Haklarının İhlali/ A. Coşkun Ongun

Yargıtay Kararlarında Sosyal Medya/ Ümit Erdem, Çağrı Şükrü Uluslu, Gökberk Dumancı

Sosyal Medya Yoluyla Şeref ve Haysiyet Üzerindeki Kişilik Hakkının İhlâli ve Kişiliğin Korunması/ Abdulkadir Gürbüz

Sosyal Medyada Özel Hayatın Gizliliğinin Korunması ve Sosyal Ağ Sağlayıcının Yükümlülükleri/ Mehmet Emin Özgül

Sosyal Medya ve Basın Hukuku/ Ramazan Özkepir, Salih Zeki Kocaman, Erkal Hilmi Kart

Sosyal Medyadan Elektronik Delil Toplama ve Değerlendirme/ Servet Yetim

Sosyal Medya Paylaşım Sorumluluğu/ Gökhan Taneri

Sosyal Medya Hukuku ve Yalan Haber/ Bülent Kent, Merve Ayşegül Kulular İbrahim

Türkiye’de İnternet – Sosyal Medya Hukuku/  Asım Ekren, Özer Alişan Ekren

Siber Suçlar/ Didem Yeldan

Bilişim Suçları ve İnternet İletişim Hukuku/ Murat Volkan Dülger

Bilişim ve Teknoloji Hukuku/ Şerafettin Ekici

Bilişim Suçları ve Bilişim Sistemleri Aracılığıyla İşlenen Suçlar/ Ali Parlar, Mustafa Öztürk

Bilişim Suçları/ Damla Ermeydan