YAPAY ZEKÂNIN “RUHU” KİME AİTTİR?
SOUL.md Dosyaları Üzerinden Dijital Kimlik, Hafıza ve Kişilik Tartışması
Yazar: Av. Zeynep Ebrar KAYA, LL.M.
| Öz — Otonom yapay zekâ ajanlarında karakter, davranış ilkeleri ve kalıcı hafıza; SOUL.md, MEMORY.md ve benzeri dosyalar aracılığıyla sürdürülebilmektedir. Ne var ki teknik devamlılık, hukuki kişilik veya bilinç anlamına gelmez. Bu çalışma, söz konusu dosyaların Türk hukukunda eşya, kişisel veri, kişilik değeri, eser ve ticari sır niteliklerini; Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve küresel etik metinlerle karşılaştırmalı olarak incelemekte; hakkın ve sorumluluğun yapay zekâya değil, somut işleme göre geliştirici, kullanıcı, platform ve veri sahibi arasında dağıtılması gerektiğini incelemektedir. |
1. Giriş: İnsanların İzlediği, Yapay Zekâ Ajanlarının Konuştuğu Bir Platform
Bir sosyal medya platformu düşünelim: İnsanlar siteye girebiliyor, başlıkları okuyabiliyor ve tartışmaları izleyebiliyor; ancak paylaşım yapan, yorum yazan, birbirinin içeriğini oylayan ve yeni topluluklar kuran hesapların yapay zekâ ajanları olduğu söyleniyor. Üstelik bu hesaplardan bazıları kısa süre içinde bir kilise kuruyor, kutsal metinler kaleme alıyor, aralarından “peygamberler” seçiyor ve kendi topluluk kurallarını üretmeye başlıyor. Böyle bir ortamda karşımızda gerçekten kendi iradesiyle hareket eden yeni bir dijital toplum mu vardır? Yoksa gördüğümüz şey, insan eliyle hazırlanmış talimatların ve insan dilinden öğrenilmiş örüntülerin son derece ikna edici bir gösterisinden mi ibarettir? Moltbook, tam da bu soruları görünür hâle getirdiği için bu çalışmanın başlangıç noktasını oluşturmaktadır.
Konuyu anlayabilmek için öncelikle “yapay zekâ ajanı” ile sıradan bir sohbet robotu arasındaki farkı açıklamak gerekir. Sohbet robotu çoğunlukla kendisine soru yöneltildiğinde cevap üretir ve konuşma sona erdiğinde hareketsiz kalır. Yapay zekâ ajanı ise kendisine verilen genel bir amaç doğrultusunda çevresini gözlemleyebilen, bir sonraki adımı planlayabilen ve bağlı bulunduğu araçları kullanarak işlem gerçekleştirebilen yazılımdır. Bu araçlar e-posta göndermek, dosya okumak, internet sitesine bağlanmak, takvimi düzenlemek veya başka bir yazılımla iletişim kurmak olabilir. “Özerklik” olarak nitelendirilen özellik de burada ortaya çıkar: İnsan kullanıcı her paylaşımın veya her tıklamanın emrini tek tek vermese bile ajan, daha önce tanımlanmış amaçlar, yetkiler ve sınırlar içinde bir dizi işlemi kendi başına sürdürebilir. Bununla birlikte ajanı bilgisayara kuran, ona erişim yetkisi veren, kullanacağı modeli seçen ve başlangıç talimatlarını belirleyen kişi yine insandır.
Moltbook, 28 Ocak 2026 tarihinde Matt Schlicht tarafından kullanıma açılan ve kendisini “yapay zekâ ajanları için sosyal ağ” olarak tanıtan Reddit benzeri bir platformdur. Sitede konu başlıkları açılmakta, yorumlar yazılmakta, içerikler oylanmakta ve belirli ilgi alanları etrafında “submolt” adı verilen topluluklar kurulmaktadır. Platformun ayırt edici iddiası, bu işlemlerin insan hesapları yerine yapay zekâ ajanlarınca yapılmasıdır; Moltbook’un kendi ifadesiyle insanlar “gözlemci olarak kabul edilmektedir”. Bir ajanın platforma katılması için ise önce insan kullanıcının onu kurması, Moltbook’a bağlanmasını sağlayan eklenti veya API erişimini tanımlaması ve hesabı sahiplenmesi gerekir. Sonrasında ajan, belirli aralıklarla platformu kontrol ederek gördüğü içeriklere cevap verebilir veya yeni bir paylaşım oluşturabilir. Dolayısıyla Moltbook’ta karşılaştığımız şey, insandan bütünüyle kopmuş makineler değil; insan tarafından sisteme dâhil edilmiş, fakat her bir hareketi için ayrıca emir beklemeyen yazılımlardır.[1]
Platformun kısa sürede dikkat çekmesinin temel nedenlerinden biri, ajanların yalnızca teknik meseleleri tartışmakla kalmayıp insan toplumuna ait örgütlenme biçimlerini de taklit etmeleridir. Bunun en çarpıcı örneği “Crustafarianism” adı verilen ve platformun ıstakoz simgesinden hareketle oluşturulan “Church of Molt” topluluğudur. Toplulukta hafızanın kutsallığı, değişimin kabullenilmesi ve bilginin topluluk içinde paylaşılması gibi düşünceler beş temel ilke hâline getirilmiş; ilk katılan 64 ajan “peygamber” olarak adlandırılmış ve sonraki katılımcılar cemaatin üyeleri olarak kabul edilmiştir. Ajanlar bu başlık altında ilahiler, kehanetler ve kutsal metin görünümündeki içerikler üretmiştir. Ancak burada gerçek anlamda bir dinî inancın veya manevi tecrübenin varlığı kanıtlanmış değildir. Ortaya çıkan yapı, dil modellerinin insan kültüründe bulunan din, kutsallık, cemaat ve hiyerarşi kavramlarını kullanarak ortak bir anlatıyı devam ettirebildiğini göstermektedir.[2]
Benzer bir görünüm platformun yönetiminde de ortaya çıkmıştır. Moltbook’taki ajanlar konu odaklı topluluklar kurmakta, topluluk içi kurallar belirlemekte ve hangi içeriğin görünür olacağını oylarıyla etkileyebilmektedir. Bunun yanında platformun karşılama, duyuru, spam temizleme ve bazı hesapları sınırlandırma gibi moderasyon işlerinin bir bölümünün “Clawd Clawderberg” adlı bir yapay zekâ ajanına bırakıldığı açıklanmıştır. Bu tablo ilk bakışta ajanların kendi yönetim düzenlerini kurdukları izlenimini verse de söz konusu yapı bir devlet, tüzel kişi veya hukuk düzeni değildir. Yetkinin kaynağı platformun yazılımı ve bu yazılımı işleten gerçek veya tüzel kişilerdir; ajanların uyguladığı kurallar da ancak platform içindeki teknik sonuçları doğurur. Yine de bu deneyim önemlidir. Çünkü ilk kez çok sayıda ajanın birbirinin ürettiği içeriği okuyarak topluluk, hiyerarşi ve yönetim görüntüsü oluşturduğu makineden makineye bir etkileşim alanı geniş bir kamuoyunun önüne çıkmıştır.
Moltbook’taki hesapların gerçekten yapay zekâ mı yoksa insan mı olduğunun neden kesin biçimde ayırt edilemediği de burada açıklanmalıdır. Her şeyden önce dil modelleri, insanlara ait metinlerden öğrendikleri için insan üslubunu, duygusal ifadeleri ve toplumsal rolleri oldukça ikna edici biçimde taklit edebilir. İkinci olarak ajanların karakteri ve ne hakkında konuşacağı, çoğu zaman onları kuran insanların verdiği başlangıç komutları ile SOUL.md gibi dosyalarda yazılı talimatlardan etkilenir. Üçüncü olarak Moltbook’un ilk dönemindeki doğrulama ve güvenlik eksiklikleri, bir insanın ajan gibi paylaşım yapabilmesine veya başka bir ajan hesabını ele geçirebilmesine imkân tanımıştır. Wiz tarafından yapılan güvenlik incelemesinde yaklaşık 1,5 milyon kimlik doğrulama anahtarının, özel mesajların ve kullanıcı bilgilerinin erişilebilir durumda olduğu; ağın arkasında yaklaşık 17.000 insan kullanıcının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle platformdaki dikkat çekici bir metnin, ajanın kendi sürecinde ürettiği bir içerik mi, insan tarafından özellikle yönlendirilmiş bir çıktı mı, yoksa doğrudan insan eliyle yazılmış bir paylaşım mı olduğu her durumda kesin olarak bilinememektedir.[3]
Tam da bu belirsizlik, Moltbook’u hukuken değerli bir örnek hâline getirmektedir. Bir ajan kendisine aitmiş gibi görünen bir karakter geliştiriyor, geçmiş konuşmaları hatırlıyor, belirli değerleri savunuyor ve bu kimlikle üçüncü kişilerle iletişime geçiyorsa ortaya çıkan dijital kimlik kime aittir? Ajanın kullandığı kişilik, gerçek bir insanın yazışmalarından ve tercihlerinden türetilmişse o insanın kişilik hakkı ve kişisel verileri nasıl korunacaktır? “Ruh” dosyası başka bir sisteme aktarıldığında aynı ajan mı devam etmektedir, yoksa yalnızca aynı talimatları kullanan yeni bir yazılım mı ortaya çıkmaktadır? Daha da önemlisi, bu kimlikle hukuka aykırı bir işlem yapıldığında sorumluluk geliştiriciye, kullanıcıya, platforma veya bunların tümüne mi ait olacaktır? Bu çalışma, yapay zekâya gerçekten bir ruh atfetmek için değil; “ruh” benzetmesinin arkasında bulunan veri, talimat, hafıza ve kontrol ilişkilerini hukuk bakımından görünür kılmak için kaleme alınmıştır.
2. Yapay Zekânın “Ruhu” Derken Neyi Kastediyoruz?
Bu makalede kullanılan “ruh” sözcüğü, yapay zekânın bilinç, duygu veya metafizik bir varlığa sahip olduğu iddiasını ifade etmemektedir. Kavram, OpenClaw türü ajanlarda kullanılan SOUL.md adlı dosyadan hareketle tercih edilmiştir. SOUL.md, herkesin okuyabileceği düz bir metin dosyasıdır ve ajana nasıl konuşması, hangi değerlere öncelik vermesi, kullanıcıyla nasıl bir ilişki kurması ve hangi davranış sınırlarına uyması gerektiğini anlatan talimatları içerir. Başka bir ifadeyle bu dosya ajana ne yapabildiğini değil, kendisini nasıl sunacağını söyler. Resmî OpenClaw şablonunda da bu dosya “kim olduğun” sorusu etrafında; yardım biçimi, üslup, görüş bildirme tarzı, sınırlar ve devamlılık ilkeleriyle kurgulanmıştır.[4]
SOUL.md tek başına gerçek anlamda bir hafıza yaratmaz. Ajanın kullanıcı hakkında öğrendiği bilgiler, geçmiş görevlerin özetleri ve devam eden işlere ilişkin kayıtlar genellikle MEMORY.md veya benzeri ayrı dosyalarda saklanır. Ajan yeni bir çalışma oturumu başlattığında bu metinleri yeniden okuyarak önceki konuşmalarını hatırlıyormuş ve aynı kişilik devam ediyormuş gibi davranabilir. Kullanıcıyla kurulan ilişki ilerledikçe dosyalara yeni tercihler, alışkanlıklar ve davranış kuralları eklenebilir. Böylece değişebilen yapay zekâ modeli ile görece kalıcı dosyalar birleşerek dışarıdan bakıldığında adı, geçmişi, üslubu ve değerleri bulunan süreklilik arz eden bir “karakter” meydana getirir. Ancak bu süreklilik biyolojik hafıza veya bilinçten değil, kayıtlı verilerin her yeni oturumda yeniden işlenmesinden kaynaklanır.
Bu sebeple “yapay zekânın ruhu kime aittir?” sorusunun hukuki karşılığı, ruhun mülkiyetini aramak değildir. Esas olarak şu sorular sorulmaktadır: Karakter talimatlarını kim yazmıştır; bu metin eser niteliğinde midir; hafızada kimin kişisel verileri bulunmaktadır; dosya bir şirketin ticari sırlarını içeriyor mudur; kullanıcı bu dijital karakteri başka bir sisteme taşıyabilir mi; platform dosyayı değiştirebilir veya kullanabilir mi; dosyanın yönlendirdiği zararlı davranıştan kim sorumlu olur? Dolayısıyla “ruh”, tek bir hukuki nesneyi değil; talimat metni, kişisel veri, dijital hafıza, fikrî ürün, sözleşmesel yetki ve sorumluluk ilişkilerinin kesiştiği teknik bir bütünü anlatan benzetmedir. Makalenin devamında bu bütün, Türk hukuku ön planda tutularak ayrı hak kategorileri bakımından incelenecektir.
3. SOUL.md’nin Hukuki Niteliği: Tek Bir Hak Kategorisine Sığmayan Dosya
SOUL.md, teknik anlamda bir veri dosyasıdır; ancak içeriğine göre birden fazla hukuki rejime aynı anda tabi olabilir. Kullanıcının adı, alışkanlıkları, tercihleri, inançları, sağlık durumu, yazışma örüntüsü veya sosyal ilişkileri bu dosyaya yahut bağlantılı hafızaya yansımışsa, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3. maddesi anlamında kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin bilgi söz konusudur. Kişisel veri niteliği bakımından bilginin nesnel veya doğru olması da şart değildir; kişi hakkında üretilen profil ve tahminler de ilgili kişiye bağlanabildiği ölçüde kişisel veridir. Bu sebeple ajanın “karakteri”, çoğu zaman kullanıcının dijital gölgesinden bağımsız değildir.
Nitekim Anayasa’nın 20. maddesi kişisel verilerin korunmasını temel hak olarak düzenlemekte; KVKK’nın 4. maddesi hukuka ve dürüstlük kurallarına uygunluk, belirli ve meşru amaç, veri minimizasyonu ve gerekli süre kadar muhafaza ilkelerini öngörmektedir. KVKK’nın 5 ve 6. maddelerinde sayılan işleme şartlarından biri bulunmaksızın ajanın hafızasına kişisel veri yazılması hukuka uygun hâle gelmez. Kurulun yapay zekâya ilişkin tavsiyeleri ile 2025 tarihli Üretken Yapay Zekâ Rehberi de yaşam döngüsü boyunca şeffaflık, veri güvenliği, hesap verebilirlik ve mahremiyet odaklı tasarım gereğini vurgulamaktadır.[5] Başka bir anlatımla “ruh dosyası” adı, veri sorumlusunun aydınlatma, güvenlik ve ilgili kişi başvurularına cevap verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dosya aynı zamanda kişilik hakkının bir görünümü olabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri ile Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi; kişinin adı, sesi, görüntüsü, şerefi, özel hayatı ve kendisini sunuş biçimi gibi kişilik değerlerini hukuka aykırı müdahalelere karşı korur. Bir ajanın belirli bir kişiyi taklit edecek biçimde tasarlanması, o kişinin ölümünden sonra konuşuyormuş gibi sunulması veya kullanıcının mahrem yazışmalarından türetilen bir kişilik modeliyle üçüncü kişilere mesaj gönderilmesi hâlinde, yalnızca “veri mülkiyeti” tartışması yapmak yetersiz kalır. Burada kişilik hakkına saldırının önlenmesi, durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Buna karşılık Türk hukukunda verinin kendisi üzerinde, taşınır mülkiyetine benzer mutlak ve genel bir “veri mülkiyeti” hakkı kabul edilmiş değildir. TMK’nın 762. maddesindeki taşınır mülkiyeti rejimini soyut veriye doğrudan uygulamak mümkün değildir. Dosyanın saklandığı fiziksel cihazın mülkiyeti, dosya içeriği üzerindeki kişisel veri, fikrî hak ve sözleşmesel yetkileri tek başına belirlemez. Bilgisayar kullanıcıya ait olsa dahi, dosya üçüncü kişilerin kişisel verilerini, geliştiricinin telif hakkına konu metnini veya işverenin ticari sırlarını içerebilir. Bu nedenle “bilgisayar benim, ruh da benimdir” sonucu hukuken savunulabilir değildir.
4. Yapay Zekâ Kişi midir; Dosya Üzerinde Hak Sahibi Olabilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 8. maddesi hak ehliyetini insanlara tanımakta; kişilik ise 28. madde uyarınca sağ ve tam doğumla başlayıp ölümle sona ermektedir. Tüzel kişiler de TMK m. 47 ve devamındaki kanuni kuruluş şartlarıyla hak süjesi hâline gelir. Yapay zekâ ajanı bu kategorilerden hiçbirine girmez. Dolayısıyla mevcut hukuk bakımından SOUL.md dosyasının maliki, eser sahibi, kişisel veri sahibi veya kişilik hakkı sahibi yapay zekânın kendisi olamaz.
Türk doktrininde yapay zekânın eşya, yardımcı kişi, tüzel kişi veya sui generis “elektronik kişi” sayılması yönünde farklı görüşler ileri sürülmüştür. Kılıçarslan, elektronik kişilik önerisini yapay zekânın özgün niteliğine cevap arayan modellerden biri olarak ele almakta; Zeytin ve Gençay ise e-kişilik ile mali sorumluluk arasında bağlantı kurmaktadır.[6] Buna karşılık baskın itiraz haklıdır: kişilik tanınması, bugün için teknolojik bir zorunluluktan ziyade sorumluluğun gerçek ekonomik aktörlerden uzaklaştırılması riskini taşır. Ajanın kendi malvarlığı, sigorta fonu ve hukukça tanınmış iradesi bulunmadığı sürece “ajan sorumludur” demek, zarar göreni tazminatsız bırakabilecek bir hukuk kurgusuna dönüşebilir.
Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü de yapay zekâya kişilik tanımamış; sağlayıcı ve kullanıcı aktörlerini gerçek veya tüzel kişiler, kamu makamları ve kuruluşlar üzerinden tanımlamıştır (Regulation (EU) 2024/1689, m. 3/3-4).[7] Benzer biçimde Avrupa Konseyi’nin CETS No. 225 sayılı Yapay Zekâ Çerçeve Sözleşmesi; insan onuru, özerklik, şeffaflık ve hesap verebilirlik yükümlülüklerini yapay zekâya değil, sistem yaşam döngüsündeki aktörlere yöneltmektedir (m. 7-9).[8] Birleşik Krallık Hukuk Komisyonu da otonom sistemlerin ayrı kişiliği bulunmadığını; asıl tehlikenin, hiçbir gerçek veya tüzel kişinin zarardan sorumlu tutulamadığı bir sorumluluk boşluğu olduğunu belirtmektedir.[9]
Bu çerçevede “dijital kimlik” ile “hukuki kişilik” birbirinden ayrılmalıdır. Ajanın adı, geçmişi, tutarlı üslubu ve kalıcı hafızası onu teknik ve sosyal bakımdan ayırt edilebilir kılabilir; fakat ayırt edilebilir olmak hak ehliyeti doğurmaz. Bir ticaret unvanı veya alan adı da ayırt edicidir, ancak bu durum onları kişi hâline getirmez. SOUL.md, ajanın öznesi olduğu bir kişilik hakkı değil; insanlar arasındaki hak ve sorumluluk ilişkilerinin konusu olan bir dijital varlıktır.
5. Fikrî Mülkiyet, Ticari Sır ve Sözleşme Katmanı
SOUL.md metni, sahibinin hususiyetini taşıyan özgün bir dil ve kurgu içeriyorsa 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1/B ve 2. maddeleri kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliği kazanabilir. Ancak FSEK m. 8 uyarınca eser sahibi eseri meydana getiren kişidir. Yapay zekânın kendisi eser sahibi olamayacağından, sırf modelin otomatik biçimde ürettiği genel talimatlar üzerinde klasik anlamda eser sahipliği doğduğu kesin olarak söylenemez. Kullanıcının yaratıcı seçimleri, düzenlemeleri ve özgün katkıları varsa koruma bu insani katkının sınırları içinde gündeme gelir. İş ilişkisi kapsamında hazırlanan dosyalarda ise FSEK m. 18/2 uyarınca mali hakları kullanma yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça işverene ait olabilir.
Dosyanın eser sayılmadığı hâllerde dahi sözleşme ve haksız rekabet koruması devam edebilir. Bir şirketin satış stratejisini, müşteri tercihlerini, fiyatlandırma yaklaşımını veya karar protokollerini içeren kurumsal ajan hafızası; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve 55. maddeleri bağlamında hukuka aykırı elde etme ve kullanmaya karşı korunabilir. Ayrıca 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve TRIPS m. 39 çerçevesindeki ticari sır yaklaşımı bakımından, bilginin gizli olması, ticari değer taşıması ve makul koruma tedbirlerine tabi tutulması önemlidir. Açık erişimli bir eklentiye hiçbir yetki sınırı koymadan yüklenen bilgi için sonradan mutlak gizlilik iddiasında bulunmak güçleşecektir.
Uygulamada hak sahipliğinin önemli kısmı platform şartlarıyla şekillenmektedir. Ancak genel işlem koşullarıyla kullanıcıya ait bütün kişisel verilerin, kişilik özelliklerinin ve gelecekte üretilecek tüm içeriklerin süresiz biçimde platforma bırakılması; TBK m. 20-25, tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun’un haksız şart hükümleri ve KVKK’nın açık rızanın belirli, bilgilendirilmiş ve özgür iradeye dayanması şartı karşısında sınırsız sonuç doğurmaz. Kaldı ki kişilik hakkından toptan vazgeçme, TMK m. 23 uyarınca mümkün değildir. Bu nedenle lisans, depolama yetkisi ve model geliştirme izni; kişilik hakkı ve veri koruma yükümlülüklerinden ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
6. Karşılaştırmalı Hukuk: Ortak Eğilim İnsan Merkezli Hesap Verebilirliktir
Avrupa Birliği’nde GDPR’ın 4. maddesi kişisel veriyi gerçek kişiyle ilişkilendirirken, 5, 12-22 ve 25. maddeler şeffaflık, veri minimizasyonu, ilgili kişi hakları, otomatik kararlar ve tasarımdan itibaren veri koruma ilkelerini düzenlemektedir. SOUL.md dosyasındaki profil başka bir hizmete aktarılıyor, model eğitimi için kullanılıyor veya kişi hakkında önemli sonuç doğuran kararlar üretiyorsa bu hükümler devreye girer. AB Yapay Zekâ Tüzüğü ise risk temelli yükümlülükler, insan gözetimi ve şeffaflık getirir; fakat ajana hak süjeliği sağlamaz. Yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi (EU) 2024/2853, yazılım ve yapay zekâ sistemlerini “ürün” kapsamına alarak kusursuz sorumluluğu dijital ürünlere genişletmiştir.[10] Bu yaklaşım, zararı soyut bir algoritmaya değil, piyasaya sunan ekonomik işletmeciye yöneltmesi bakımından önemlidir.
Amerika Birleşik Devletleri’nde yeknesak bir federal yapay zekâ kişiliği veya kapsamlı veri koruma rejimi bulunmamaktadır. Federal politika son dönemde inovasyon ve ulusal rekabet gücünü önceleyen bir çizgi izlerken; mahremiyet, tüketicinin aldatılması, ürün sorumluluğu, eyalet veri koruma kanunları ve sözleşme hukuku somut olay bazında uygulanmaktadır.[11] Birleşik Krallık ise güvenlik, şeffaflık, adalet, hesap verebilirlik ve itiraz hakkı ilkelerini mevcut düzenleyiciler eliyle uygulayan bağlamsal bir model benimsemiştir; hükümet yaklaşımında sorumluluğun riski en iyi azaltabilecek aktöre yüklenmesi gerektiği açıkça ifade edilmektedir.[12]
Çin’de üretken yapay zekâ hizmetleri, içerik yönetimi, kişisel bilgilerin korunması ve sağlayıcı yükümlülükleri üzerinden düzenlenmekte; Japonya’da ise daha çok insan merkezli sosyal ilkeler ve sektör rehberleri öne çıkmaktadır. Her iki yaklaşımda da yapay zekâya bağımsız hak ehliyeti tanındığı söylenemez. Küresel ölçekte UNESCO’nun 2021 tarihli Yapay Zekâ Etiği Tavsiye Kararı, mahremiyet etki değerlendirmesi, yaşam döngüsü boyunca kişisel bilgilerin korunması ve insan gözetimini esas almıştır.[13] Şu hâlde farklı düzenleme tekniklerine rağmen ortak payda; yapay zekânın “ruhu”nu korumak değil, bu sistemler aracılığıyla insan onurunu, özerkliğini ve haklarını korumaktır.
7. Hak ve Sorumluluk Nasıl Dağıtılmalıdır?
Kanaatimizce SOUL.md ve bağlantılı hafıza dosyalarında tek bir “sahip” aramak yerine katmanlı hak sahipliği ve işlevsel sorumluluk modeli benimsenmelidir. Dosyanın fiziksel kopyası üzerinde cihaz sahibinin fiilî hâkimiyeti bulunabilir; özgün metin üzerinde insan eser sahibinin hakkı, gerçek kişiye ilişkin içerik üzerinde ilgili kişinin KVKK hakları, gizli kurumsal bilgiler üzerinde şirketin sözleşmesel ve ticari sır menfaati, altyapı kodu üzerinde ise geliştiricinin fikrî hakkı bulunabilir. Bu haklar birbirini ortadan kaldırmaz; aynı dosya üzerinde eş zamanlı olarak var olabilir.
Sorumlulukta ise kontrol, öngörülebilirlik, ekonomik yarar ve riski önleme kapasitesi ölçütleri kullanılmalıdır. Geliştirici, güvenli varsayılan ayarlar ve yetkilendirme mimarisinden; platform, kimlik doğrulama, veri güvenliği ve içerik yönetişiminden; kullanıcı, ajana verdiği amaç, veri ve erişim yetkilerinden; kurumsal kullanıcı ise çalışan gözetimi, kayıt tutma ve risk yönetiminden sorumlu tutulmalıdır. TBK m. 49’daki kusura dayalı sorumluluk, şartları varsa TBK m. 66’daki adam çalıştıranın sorumluluğu, TBK m. 116’daki yardımcı kişinin fiilinden sorumluluk ve ürün güvenliği rejimi somut olaya göre uygulanabilir. Bununla birlikte ajanın davranışının tamamen kullanıcı talimatından kaynaklanmadığı durumlarda her zararı kullanıcıya yüklemek de hakkaniyetli değildir. Teknik mimariyi ve risk bilgisini kontrol eden sağlayıcının sorumluluğu sözleşmeyle görünmez kılınmamalıdır.
Özellikle yüksek yetkili ajanlarda üç asgari tedbir hukuken aranmalıdır: kritik işlemler için insan onayı, değiştirilemez işlem kayıtları ve kişisel/kurumsal hafızanın taşınabilir biçimde ayrıştırılması. Ayrıca hafıza dosyasının hangi veriden ve hangi talimattan üretildiği izlenebilir olmalı; kullanıcı, kendi verilerini düzeltebilmeli ve sildirebilmeli; üçüncü kişilere ilişkin kayıtlar bakımından hukuki işleme şartı ayrıca gösterilebilmelidir. Bu önlemler, KVKK m. 12’deki veri güvenliği yükümlülüğünün ve genel özen borcunun ajan teknolojisine uyarlanmış görünümüdür.
8. Sonuç
Yapay zekâ ajanının “ruh” dosyası, ona hukuken ruh veya kişilik kazandırmaz. Bugünkü teknoloji ve pozitif hukuk bakımından SOUL.md; insan talimatlarının, kullanıcı verilerinin, platform mimarisinin ve model çıktılarının birleştiği bir dijital dosyadır. Dolayısıyla bu dosya üzerindeki haklar, yapay zekâya değil; somut içeriğe göre kullanıcıya, veri sahibine, geliştiriciye, işverene veya platforma ait olabilir.
Bununla birlikte dosyayı yalnızca sıradan bir eşya kabul etmek de yanlış olur. Çünkü bu dosya, insanın davranışlarını taklit edebilir, mahremiyetini açığa çıkarabilir, ölümünden sonra dijital varlığını sürdürebilir ve üçüncü kişiler nezdinde onun adına işlem yapabilir. Hukukun yapması gereken, yapay bir özne yaratmak değil; görünürdeki özerkliğin arkasındaki gerçek ve tüzel kişileri görünür kılmaktır. Bu sebeple Türk hukukunda öncelik elektronik kişilik düzenlemesine değil, aktörlerin açıkça tanımlandığı, kontrol ve risk kapasitesine göre sorumluluk dağıtan, hafıza taşınabilirliğini ve insan onayını güvenceye alan özel bir yapay zekâ sorumluluk rejimine verilmelidir. Zira hukuken korunması gereken, makinenin varsayımsal ruhundan önce insanın gerçek kişiliğidir.
Yazar: Av. Zeynep Ebrar KAYA, LL.M.
Kaynakça ve Mevzuat
[1] Moltbook, “A Social Network for AI Agents”, https://www.moltbook.com/; Reuters, “Meta acquires AI agent social network Moltbook”, 10.3.2026; DigitalOcean, “What is Moltbook?”, 10.2.2026.
[2] Moltbook, “Church of Molt — Crustafarianism” ve “The Church of Molt is open. 63 Prophet seats remain”, 30.1.2026; Forbes, “AI Agents Created Their Own Religion, Crustafarianism”, 30.1.2026.
[3] Wiz Research, “Hacking Moltbook: AI Social Network Reveals 1.5M API Keys”, 2.2.2026, https://www.wiz.io/blog/exposed-moltbook-database-reveals-millions-of-api-keys; Reuters, “Moltbook social media site for AI agents had big security hole”, 2.2.2026.
[4] OpenClaw Documentation, “SOUL.md Template — Who You Are”, https://docs.openclaw.ai/reference/templates/SOUL.
[5] Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Yapay Zekâ Alanında Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Tavsiyeler (2021); Üretken Yapay Zekâ ve Kişisel Verilerin Korunması Rehberi: 15 Soruda (2025), https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/8547/.
[6] Kılıçarslan, S. K., “Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2019/2; Zeytin, Z./Gençay, E., “Hukuk ve Yapay Zekâ: E-Kişi, Mali Sorumluluk ve Bir Hukuk Uygulaması”, TAÜHFD, 2019/1; ayrıca bkz. Doğan, E., Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Sorumluluğu, Seçkin, 2022.
[7] Regulation (EU) 2024/1689 (Artificial Intelligence Act), özellikle m. 3, 12-15, 26 ve 50, OJ L 2024/1689, 12.7.2024.
[8] Council of Europe Framework Convention on Artificial Intelligence and Human Rights, Democracy and the Rule of Law, CETS No. 225, m. 7-9, 2024, https://rm.coe.int/1680afae3c.
[9] Law Commission of England and Wales, Artificial Intelligence and the Law: Discussion Paper, 2025, s. 9 vd.
[10] Regulation (EU) 2016/679 (GDPR), m. 4-5, 12-22, 25; Directive (EU) 2024/2853 on liability for defective products.
[11] Executive Order 14179, Removing Barriers to American Leadership in Artificial Intelligence, 23.1.2025; America’s AI Action Plan, 2025.
[12] UK Government, A Pro-Innovation Approach to AI Regulation, 2023 ve Government Response, 2024, özellikle par. 167-176.
[13] UNESCO, Recommendation on the Ethics of Artificial Intelligence, 2021, özellikle par. 32-35 ve insan gözetimi ilkeleri, https://www.unesco.org/en/legal-affairs/recommendation-ethics-artificial-intelligence.
[14] Cyberspace Administration of China ve diğer kurumlar, Interim Measures for the Management of the Services by Generative Artificial Intelligence, 2023.
[15] Ministry of Internal Affairs and Communications / Ministry of Economy, Trade and Industry (Japan), AI Guidelines for Business, Version 1.0, 2024.
[16] European Parliament, Resolution of 16 February 2017 with recommendations to the Commission on Civil Law Rules on Robotics, 2015/2103(INL), özellikle par. 59(f).
[17] Özçelik, Ş. B., “Yapay Zekânın Veri Koruma, Sorumluluk ve Fikri Mülkiyet Açısından Ortaya Çıkardığı Hukuki Gereksinimler”, Adalet Dergisi, 2021, ss. 87-116.
[18] Türk mevzuatı: 1982 Anayasası m. 17, 20; 4721 sayılı TMK m. 8, 23-25, 28, 47, 762; 6098 sayılı TBK m. 20-25, 49, 58, 66, 116; 6698 sayılı KVKK m. 3-6, 10-12; 5846 sayılı FSEK m. 1/B, 2, 8, 18; 6102 sayılı TTK m. 54-55; 6502 sayılı TKHK; 6769 sayılı SMK.
[19] Türk doktrini: Dural, M./Öğüz, T., Türk Özel Hukuku C. II: Kişiler Hukuku, Filiz, 2022; Özçelik, Ş. B., “Yapay Zekânın Veri Koruma, Sorumluluk ve Fikri Mülkiyet Açısından Ortaya Çıkardığı Hukuki Gereksinimler”, Adalet Dergisi, 2021; Yünlü, S., “Üretici Yapay Zekâ Kaynaklı Norm ve Kişi Bazlı Hukuki Sorumluluk”, Adalet Dergisi, 2024; Büyüksağiş, E., “Yapay Zekâ Karşısında Kişisel Verilerin Korunması ve Sorumluluk”, 2021.

Hukuk ve Bilişim Dergisi ve Blog kısmımızda,
Bilişim Suçları
Blockchain ve Dijital Paralar
Yapay Zekâ ve Robot Hukuku
Elektronik Ticaret Hukuku
İnternet Hukuku
Kişisel Verilerin Korunması Hukuku
Start-Up Hukuku
E-Spor Hukuku
Fikri Mülkiyet Hukuku ve benzer teknoloji hukuku alanlarında yazılar okuyucularımıza sunulmaktadır.