Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun Uyarısı Doğrultusunda: 80’ler Nostaljisinin Bedelleri
Yazar: İrem Deniz ÇİÇEK
İnsan, var oluşundan bu yana görülmek, onaylanmak ve bir topluluğun parçası olduğunu hissetmek ister. Sosyal medyanın hayatımıza entegre olmasıyla bu dürtü, dijital akımlar üzerinden de devam ediyor. Hem aidiyet ihtiyacı hem de “kaçırma korkusu”-ndan kaynaklanabilecek bu durum, bireyleri kitlelerle aynı hareket etmeye sevk eder. Kaçırma korkusu, başkalarının deneyimlediği keyifli veya önemli gelişmelerden mahrum kalma endişesidir. Kişi gündemin, fırsatların ya da sosyal çevrenin dışında kaldığı algısıyla huzursuz olur. İşin içine nostalji girdiğinde ise mekanizma daha da güçlenir. Belirsiz bir geleceğe karşı geçmişin romantize edilmiş güvenli alanına sığınma ihtiyacı, 80’lerin kabarık saçları ve nostaljik estetiğiyle perçinlenmiş şekilde sunuldu. İnsanlar, bu masum kimlik oyununun kendi yüzlerine uyarlanmış sonucunu görüp hızlı bir dopamin dozuna ulaşma hissine kayıtsız kalamadılar.
Ancak bu masum eğlencenin arkasında, yazılımın ve hukukun göz ardı edilemeyecek gerçekleri yatıyor. Bir yapay zeka uygulamasının sizi 80’li yılların estetiğine uyarlayabilmesi için yalnızca resmi filtrelemesi yetmez; yüz hatlarınızı, kemik yapınızı, oranlarınızı ve ayırt edici hatlarınızı detaylıca analiz etmesi gerekir. İnternete yüklenen her fotoğraf doğrudan biyometrik veri sayılmasa da, bu görseller yüz tanıma veya kişiyi benzersiz biçimde ayırt etme amacıyla algoritmalara işlendiğinde nitelik değiştirir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun 10.09.2026 tarihli uyarısındaki temel risk tam olarak buradadır: Bu uygulamadaki gibi masumca amaçlarla oluşturulmuş bir profil fotoğrafı, arka planda işlenerek teknik bir biyometrik kimlik haritasına dönüştürülebilir. Biyometrik verilerin ihlal edilmesi, diğer veri sızıntılarından çok daha ağır sonuçlar doğurur. Sızdırılan bir e-posta şifresini veya kredi kartı numarasını dakikalar içinde değiştirebilirsiniz. Ancak yüz geometrinizi veya biyometrik izinizi değiştirmeniz imkânsızdır. Ele geçirilen bir biyometrik veri, ömür boyu sürecek bir güvenlik açığı anlamına gelir. Ücretsiz sunulan uygulamalar, fotoğrafların hangi sunucularda saklandığını, ne kadar süre tutulduğunu ve yurt dışındaki hangi üçüncü taraflara aktarıldığını çoğunlukla açıkça belirtmez. Yüklediğiniz yüksek çözünürlüklü görseller, izniniz ve rızanız dışında ticari yapay zeka modellerinin eğitilmesinde, reklam profillerinizin oluşturulmasında veya gelecekte kimlik hırsızlığına yol açabilecek deepfake teknolojilerinde hammadde olarak kullanılabilir.
Bir uygulamanın popüler olması, onun güvenli olduğu anlamına gelmez. Dijital dünyada bir hizmete ücret ödemiyorsanız, ürünün kendisi genellikle verilerinizdir. KVKK’nın dikkat çektiği gibi: Hatıralar yaşasın, ancak size ait olan sizde kalsın.
Yazar: Av. İrem Deniz ÇİÇEK

Hukuk ve Bilişim Dergisi ve Blog kısmımızda,
Bilişim Suçları
Blockchain ve Dijital Paralar
Yapay Zekâ ve Robot Hukuku
Elektronik Ticaret Hukuku
İnternet Hukuku
Kişisel Verilerin Korunması Hukuku
Start-Up Hukuku
E-Spor Hukuku
Fikri Mülkiyet Hukuku ve benzer teknoloji hukuku alanlarında yazılar okuyucularımıza sunulmaktadır.