DİJİTAL LABİRENTTE İRADE GASPI: GÖZETİM KAPİTALİZMİ VE KARANLIK TASARIMLAR

DİJİTAL LABİRENTTE İRADE GASPI: GÖZETİM KAPİTALİZMİ VE KARANLIK TASARIMLAR Yazar: Av. Beste GÖDEN (LL.M.)
Okuma Süresi: 4 Dakika

DİJİTAL LABİRENTTE İRADE GASPI: GÖZETİM KAPİTALİZMİ VE KARANLIK TASARIMLAR

Yazar: Av. Beste GÖDEN (LL.M.)

Modern dijital ekosistemde bir web sitesiyle etkileşime geçtiğimizde karşımıza çıkan “Tümünü Kabul Et” butonunun agresif baskınlığı ile “Reddet” seçeneğinin görsel hiyerarşideki silikliği, basit bir arayüz (UI) tercihi değildir. Bu asimetri, gözetim kapitalizminin (surveillance capitalism) ihtiyaç duyduğu kesintisiz veri akışını sağlamak adına kurgulanmış, teknik bir manipülasyon stratejisidir.

Kullanıcıların karar verme mekanizmalarını dijital arayüzler kanalıyla manipüle eden stratejileri tanımlayan “karanlık tasarımlar”, hukuk doktrinindeki “açık rıza” ve “özgür irade” kavramlarının dijital mimari aracılığıyla işlevsizleştirmektedir (Austrian Institute for Applied Telecommuniations (ÖİAT), s. 1). Bu incelemede; şirketlerin karanlık tasarımlar yoluyla topladıkları kişisel verileri birer “meta” haline getirmelerinin ve bu süreçteki “irade gaspının” hukuki boyutu ele alınacaktır.

GÖZETİM KAPİTALİZMİ VE VERİ SÖMÜRÜSÜ

Harvard Profesörü Shoshana Zuboff, günümüzde “gözetim kapitalizminin” egemen olduğunu savunur. Zuboff bu düzeni; özel şirketlerin kâr elde etmek amacıyla bireylerin çevrimiçi aktivitelerini “hammadde” olarak sahiplendiği ve bu yaşantıları dijital verilere tercüme ettiği modern bir ekonomik sömürü sistemi olarak tanımlar (Zuboff, s. 14). Google, Facebook veya Amazon gibi teknoloji devleri için veri, artık yalnızca hizmet kalitesini artırmaya yarayan bir araç değil, kullanıcı davranışlarını dönüştürmek üzere kurgulanan stratejik bir varlıktır (Kavenna, 2019). Hizmetin iyileştirilmesi için gerekenin ötesinde toplanan veriler, “davranışsal artık” (behavioral surplus) olarak gasp edilmektedir. Bu artıklar yapay zeka fabrikalarında işlenerek; bireylerin gelecekteki seçimlerini öngören ve ticarileştiren “tahmin ürünlerinin” (prediction products) üretilmesine olanak sağlamaktadır (Lipartito, s. 1; Zuboff, s. 14). Gözetim kapitalizmi, genellikle “bedava hizmet karşılığında veri” takasını bir rıza ilişkisi gibi sunarak meşrulaştırılır. Ancak bu “ticari rıza” söylemi, aslında iradenin tasarımla nasıl sakatlandığını gizleyen büyük bir yanılsamadır (Uluk, 2022, s. 116,117).

KVKK ve GDPR uyarınca veri işleme faaliyeti, kural olarak ilgili kişinin rızasına dayanmalıdır. Kullanıcının otonom bir şekilde “Hayır” diyebilmesi, veri fabrikasının hammadde tedarik zincirinin kırılması anlamına gelir. İşte bu noktada karanlık tasarımlar; hukuken zorunlu olan rıza mekanizmasını psikolojik bir teslimiyet aracına dönüştürerek “irade gaspını” gerçekleştirir.

KARANLIK TASARIMLARIN KVKK VE TÜKETİCİ HUKUKU YÖNÜNDEN ANALİZİ

6698 sayılı KVKK m. 3’te açık rıza; “belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza” olarak tanımlanmaktadır. Hukukun aradığı “özgür irade”, kişinin karar verirken herhangi bir dış baskı, zorlama veya yönlendirme altında kalmamasını gerektirir. Kişi, “evet” deme özgürlüğüne sahip olduğu kadar; herhangi bir bedel ödemeden veya labirentlerde kaybolmadan “hayır” deme konforuna da sahip olmalıdır.

Karanlık tasarımlar; kullanıcıların seçim yapma özgürlüğünü kısıtlayan, onları normal şartlarda tercih etmeyecekleri ancak satıcının çıkarına hizmet eden kararlara yönlendiren manipülatif arayüz kurgularıdır (Korkmaz, Sönmez, s. 669). Bu uygulamaların hukuka aykırılığı sadece veri koruma mevzuatıyla sınırlı değildir. Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği m. 28, karanlık tasarımları kastederek, tüketicinin “bilinçli karar verme yeteneğini” azaltan ve onu normal şartlarda taraf olmayacağı bir işleme yönlendiren uygulamaları “haksız ticari uygulama” olarak nitelendirerek açıkça yasaklamaktadır (Korkmaz ve Sönmez, s. 671). Yönetmelik m. 29’da yer alan aldatıcı eylemler, m. 30’da yer alan aldatıcı ihmaller, m. 31’de yer alan saldırgan ticari uygulamalar ile EK’te sayılan aldatıcı ticari uygulamalar ve saldırgan ticari uygulamaların hepsi haksız ticari uygulama sayılmıştır. Bunlar sınırlı sayıda olmamakla birlikte karanlık tasarımların anlaşılması için açıklayıcı örnekler teşkil etmektedir. Bu bağlamda, manipülatif arayüzlerin kullanılması, sadece bir veri ihlali değil, aynı zamanda tüketici hukuku bağlamında haksız bir uygulama teşkil etmektedir.

Gözetim kapitalizminin en sık kullandığı üç karanlık yöntemi hukuki açıdan inceleyelim:

1. Sahte Aciliyet (Simulated Urgency veya Fake Urgency)

Kullanıcıyı rasyonel bir değerlendirme yapmaktan alıkoymak amacıyla; kurgusal stok sınırları veya gerçek dışı süre kısıtlamaları (geri sayım araçları vb.) üzerinden yapay bir “fırsatı kaçırma korkusu” oluşturulmasıdır. Bu tasarımlar, mevcut olmayan bir aciliyet illüzyonu yaratarak kişinin iradesini yanıltıcı bir baskı altına alır (Bektaş ve Pektaş, s. 765; ÖİAT, s. 2).

Bu yöntem, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği Ek A/7 maddesinde açıkça yasaklanmıştır. İlgili madde; tüketicinin bilinçli bir tercih yapması için gerekli fırsat veya zamandan mahrum bırakılması amacıyla, bir mal veya hizmetin sadece çok kısıtlı bir süre için sunulacağına dair gerçeğe aykırı beyanları “aldatıcı ticari uygulama” olarak nitelendirir.

2. Zorlaştırma (Roach Motel)

Bir dijital platforma katılımın son derece zahmetsiz kurgulanmasına rağmen, sistemden ayrılma sürecinin kasıtlı olarak bir labirente dönüştürülmesidir. Özellikle sosyal medya mecralarında görülen; kullanıcıya “hesabı silme” hakkının doğrudan sunulmaması veya bu seçeneğin “hesabı dondurma” gibi geçici ve platformun lehine olan ara formüllerle ikame edilmesi, bu yöntemin tipik bir örneğidir (Korkmaz, Sönmez, s. 674; ÖİAT, s. 2).

Kullanıcıyı platformda adeta “rehin” tutmayı amaçlayan bu asimetri, rızanın geri alınmasının en az verilmesi kadar kolay olması gerektiği yönündeki temel hukuk kuralına aykırıdır (KVK Kurumu, s.16). Ayrıca Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği m. 31/2-ç uyarınca; tüketicinin sözleşmeden ayrılma veya başka bir hizmete geçme hakkını kısıtlayan her türlü ağır ve orantısız engel, “saldırgan ticari uygulama” sayılarak yasaklanmıştır.

3. Ön seçim (Preselection)

Veri koruma hukukunun temel ilkelerinden biri olan “gizlilik odaklı tasarım” uyarınca platformlar, kullanıcıyı en üst düzey gizlilik ayarlarıyla karşılamalıdır. Seçeneklerin kullanıcı adına önceden işaretlenmiş (preselected) sunulması ve daha sıkı koruma seçeneklerine erişimin zorlaştırılması, kullanıcı iradesinin sistem tarafından gasp edilmesidir. Örneğin; “elektronik ticari ileti onayı” veya “üçüncü taraf veri paylaşım izni” kutucuklarının varsayılan olarak işaretli gelmesi bu kapsama girer (Korkmaz, Sönmez, s. 673; ÖİAT, s. 2).

Açık rızanın meşruiyeti için “aktif katılım” (opt-in) esastır. Kullanıcının eylemsizliğini onay kabul eden “pasif rıza” (opt-out) kurguları, veri işlemeyi temelden hukuka aykırı kılar (Kişisel Verileri Koruma Kurumu, s. 17). Ayrıca bu durum, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği Ek A/22 uyarınca yönlendirici arayüz tasarımlarıyla tüketicinin karar verme iradesini olumsuz etkileyen bir uygulama olarak kabul edilmekte ve yasaklanmaktadır.

SONUÇ

Gözetim kapitalizmi, meşruiyetini “Kullanıcılar buna rıza gösterdi” savunmasından alır. Ancak incelediğimiz üzere, bu rıza çoğu zaman bir illüzyondur (Uluk, s. 168). İnternet’te karşımıza çıkan o devasa “Kabul Et” butonları ile gözle seçilemeyecek kadar silik “Reddet” seçenekleri tesadüf değildir. Bu asimetri, Shoshana Zuboff’un tanımladığı Gözetim Kapitalizmi’nin çarklarını döndürmek için kurgulanmış bilinçli bir stratejidir.

Karanlık tasarımlar, sadece bir arayüz problemi değil, hukuki bir “irade gaspı” sorunudur. Çünkü;

  • Baskı ve manipülasyon altında verilen onay, veri koruma hukuku kapsamında “özgür irade” sayılmaz.
  • Tüketiciyi rasyonel karar vermekten alıkoyan her tasarım, tüketici hukuku önünde “ haksız ticari uygulama” niteliğindedir.
  • Bir sisteme dahil olmak ne kadar kolaysa, ayrılmak da o kadar kolay olmalıdır.

Dijital dünyada gerçek özgürlük, sadece “Evet” diyebilmek değil; manipüle edilmeden, suçluluk hissetmeden ve labirentlerde kaybolmadan “Hayır” diyebilme konforuna sahip olmaktır. Şirketlerin kâr maksimizasyonu uğruna tasarım araçlarını birer silah gibi kullanmasına karşı hem hukuki denetimlerin sıkılaşması hem de biz kullanıcıların dijital farkındalığının artması şarttır.

  • Av. Beste GÖDEN’in “THOMSON REUTERS v. ROSS INTELLIGENCE: YAPAY ZEKA ÜRETİMİNDE TELİF HAKKI VE ADİL KULLANIM” isimli yazısını bağlantıdan hemen okuyun.
  • Hukuk ve Bilişim Dergisi’nin Yeni Sayı’sını okumak için bağlantıya tıklayınız.

Yazar: Av. Beste GÖDEN (LL.M.)

KAYNAKLAR

Uluk, Murat. (2022) Gözetim Kapitalizminde Kişisel Verilerin Kullanımı: Etik Web Çerçevesinde Web Siteleri ve Mobil Uygulamalar Üzerine Bir Araştırma (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi). İstanbul Üniversitesi, İstanbul.

Austrian Institute for Applied Telecommuniations, Dark Patterns, 2024, https://research.oiat.at/fileadmin/Research/Dokumente/PolicyPaper_Dark_Patterns_30.09.24.pdf (Erişim Tarihi: 09.02.2026).

Korkmaz, Alperen ve Sönmez, Taner. (2025). Türk Hukukunda Karanlık Tasarımlar. Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 15 (1), 669-697.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu, 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar-II, 2025, https://kvkk.gov.tr/SharedFolderServer/CMSFiles/d077b665-66b6-4615-975a-249f93e084ba.pdf (Erişim Tarihi: 09.02.2026).

Kaya, Zeynep Ebrar, Açık Rıza Kavramı ve Açık Rızanın Geri Alınması Halinde Verilerin Akıbeti, 2024, https://hukukvebilisim.org/acik-riza-kavrami-ve-acik-rizanin-geri-alinmasi-halinde-verilerin-akibeti/ (Erişim Tarihi: 09.02.2026).

Kavenna, Joanna, Shoshana Zuboff: ‘Surveillance capitalism is an assault on human autonomy’, 2019 https://www.theguardian.com/books/2019/oct/04/shoshana-zuboff-surveillance-capitalism-assault-human-automomy-digital-privacy (Erişim Tarihi: 09.02.2026).

Zuboff, Shoshana. (2019). The Age of Surveillance Capitalism. New York: PublicAffairs.