Promptlar Hukuken Korunur mu?

Okuma Süresi: 12 Dakika

Promptlar Hukuken Korunur mu? Fikrî Mülkiyet Hukuku Açısından Bir Değerlendirme

Yazar: Umay Toker

Giriş

Üretken yapay zekâ (YZ) tartışmalarının hukuki gündemi, uzun süredir tek bir soru etrafında dönüyor: Modelin ürettiği çıktı eser midir, kime aittir? Oysa bu sorunun bir adım gerisinde, en az onun kadar somut ticari sonuçlar doğuran ikinci bir soru duruyor: Modele verilen komutun, yani promptun kendisinin hukuki statüsü nedir?

Bu soru artık teorik değil. Şirketler, ürünlerinin davranışını belirleyen sistem promptlarını en hassas ticari varlıkları arasında sayıyor; sızdırılan sistem promptları haber konusu oluyor. Prompt kütüphaneleri lisanslanıyor, “prompt mühendisliği” bir hizmet kalemi olarak faturalandırılıyor, hukuk büroları kendi iç dilekçe ve sözleşme analizi promptlarını rekabet avantajı olarak konumlandırıyor. Ortada ekonomik değer var; ancak bu değerin hangi hukuki kaba oturduğu belirsiz.Bu yazıda, promptların 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında eser sayılıp sayılamayacağını incelenecek; ardından telif korumasının yetersiz kaldığı noktada devreye giren alternatif koruma katmanları ele alınacaktır.

I. İki Ayrı Soruyu Birbirinden Ayırmak

Tartışmaların  en yaygın hatası, birbirinden bağımsız iki hukuki meselenin tek soruymuş gibi ele alınmasından kaynaklanmaktadır. Oysa şunları ayırmak zorundayız: “Prompt metninin kendisi FSEK anlamında bir eser midir? Bir başkası benim yazdığım sistem promptunu kopyalayıp kullanırsa telif ihlali yapmış olur mu?” ve “Prompt yazmak, çıktı üzerinde eser sahipliği doğurur mu? Yani promptu yazan kişi, modelin ürettiği metin veya görselin sahibi sayılır mı?”

Bu ikisi arasındaki fark, bir yönetmenin senaryosu ile filmi arasındaki farka benzememekte; daha ziyade bir mimarın müşterisine verdiği kısa bilgi (brief) ile ortaya çıkan bina arasındaki farka benzer. Brief’in kendisi korunabilir bir metin olabilir; ama brief’i yazmış olmak, mimari projenin eser sahibi olmak anlamına gelmez. Aşağıda öncelikle birinci ardından ikinci soru ele alınacaktır.

II. Promptun Kendisi Eser Olabilir mi?

FSEK m. 1/B-a uyarınca eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri”dir. Doktrin ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde, bir fikrî ürünün eser sayılabilmesi için beş şartın bir arada bulunması aranmaktadır: şeklî şart, objektif şart, fikrî çaba, aleniyet ve hususiyet.[1] Promptu bu şartların her biri bakımından değerlendirelim.

A. Şeklî Şart: Prompt Hangi Eser Türüne Girer?

FSEK m. 2-5 arasında sayılan ana eser gruplarında numerus clausus ilkesi geçerlidir; bu gruplardan biriyle ilişkilendirilemeyen ürün koruma dışında kalır.[2] Prompt bakımından iki olasılık vardır.

Birinci ihtimal: dil ve yazıyla ifade olunan ilim ve edebiyat eseri. FSEK m. 2/1 bendi, “herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler”i ilim ve edebiyat eseri saymaktadır. Prompt, tanımı gereği doğal dille yazılmış bir metindir; bu bakımdan şeklî şartın kapsamına girmesinde teorik bir engel yoktur. Kısalık da tek başına engel değildir; asıl mesele hususiyet eşiğidir ve ona aşağıda değinilecektir.

İkinci ihtimal: bilgisayar programı. Bu daha tartışmalı ve daha ilginç olan ihtimaldir. FSEK m. 1/B-g, bilgisayar programını “bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesi” olarak tanımlar. Karmaşık bir sistem promptu rol tanımı, kısıtlar, çıktı şeması, hata durumunda izlenecek yol, araç çağırma kuralları işlevsel olarak tam da bunu yapar: bir sistemin belirli bir görevi yerine getirmesini sağlayacak biçimde düzenlenmiş bir emir dizesidir.

Ne var ki FSEK m. 2’nin son fıkrası, “arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir öğesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler”in eser sayılmayacağını açıkça hükme bağlar. Yani promptun işlevi, mantığı, stratejisi korunmaz; korunabilecek olan yalnızca o işlevin somut ifadesidir. Google v. Oracle sonrası işlevsel ifadenin korunabilirliği üzerine yürütülen tartışma da aynı gerilime işaret eder: bir arayüz veya talimat setinde ifade ile işlev iç içe geçtikçe, korumanın alanı daralır.[3]

Sonuç olarak şeklî şart, promptlar için aşılabilir bir eşiktir; ancak hangi kapıdan girilirse girilsin, korumanın kapsamı metnin somut ifadesiyle sınırlı kalacaktır.

B. Objektif Şart ve Fikir–İfade İkiliği

Objektif şart, eserin yalnızca zihinde var olan soyut fikir aşamasının ötesine geçmesini, dış âleme yansımasını ifade eder.[4] Prompt yazıldığı anda bu şart sağlanır; bir metin dosyasında, bir arayüz kutusunda veya bir kod deposunda somutlaşmıştır.

 

Asıl sorun buradan sonra başlar. Fikir–ifade ikiliği uyarınca korunan şey fikir değil, fikrin özgün ifadesidir. Promptların büyük çoğunluğu ise ifadeden çok fikirdir. “Bana bir hukuk metnini sade Türkçeyle özetle” cümlesi bir yöntemi tarif eder; o yöntemin binlerce eşdeğer ifadesi mevcuttur ve hiçbiri diğerinden hukuken üstün değildir. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Levola Hengelo kararında ortaya koyduğu “yeterli kesinlik ve nesnellikle ifade edilebilirlik” ölçütü de benzer bir sınır çizer: korunacak konunun kendisi yeterince belirlenebilir olmalıdır.[5]

 

Buradan çıkan pratik sonuç şudur: Bir promptun ne yaptığı korunmaz, yalnızca nasıl yazıldığı korunabilir. Rakibiniz sizin promptunuzun mantığını okuyup kendi kelimeleriyle yeniden yazarsa, telif hukuku bakımından kural olarak elinizde bir şey kalmaz.

C. Fikrî Çaba ve Aleniyet

Fikrî çaba kriteri, ürünün entelektüel ve zihinsel bir faaliyet sonucu meydana gelmiş olmasını arar; doktrin ve yargı kararlarına göre bu koşul, eserin yalnızca insan tarafından meydana getirilebileceğini ifade eder.[6] Promptlar bakımından bu şart, çıktılardan farklı olarak, sorunsuz biçimde sağlanır: promptu yazan insandır. Nitekim promptun hukuki analizini çıktının analizinden ayıran en güçlü nokta budur  üretken YZ çıktılarında düğümlenen “insan yaratıcılığı” sorunu, prompt metninde hiç doğmaz.

 

Burada bir uyarı gerekmektedir: Promptun kendisi bir YZ’ya yazdırılmışsa (ki bu yöntem giderek yaygınlaşmaktadır), fikrî çaba tartışması bu kez promptun kendisi için yeniden açılır ve çıktı tartışmasının bütün açmazları bir kat yukarıya taşınır.

 

Aleniyet şartına gelince: doktrinde bazı yazarlar alenileşmeyi eser niteliği için gerekli görse de hâkim görüşe göre bir eserin korunabilmesi için mutlak surette alenileşmiş olması şart değildir.[7] Bu, prompt bakımından belirleyici bir avantajdır; çünkü ticari değeri yüksek promptlar tam da gizli tutuldukları için değerlidir. Gizlilik, telif korumasını ortadan kaldırmaz.

D. Hususiyet: Asıl Kırılma Noktası

FSEK “hususiyet” kavramını tanımlamamış, sınırlarının çizilmesini öğreti ve içtihada bırakmıştır.[8] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik ölçütüne göre hususiyet, “o eser bir başkası tarafından meydana getirilseydi aynı şekilde ve özellikte yapılmayacak olmasında” gizlidir.[9]

 

Bu ölçütü promptlara uyguladığımızda ortaya net bir kademelenme çıkar:

Koruma eşiğinin açıkça altında kalanlar. “Bu sözleşmeyi özetle”, “bu maddeyi sadeleştir”, “kıdem tazminatını hesapla” gibi tek cümlelik, işlevi doğrudan tarif eden komutlar. Aynı işi yapmak isteyen herkes neredeyse aynı cümleyi kuracaktır; ifade seçenekleri işlevin kendisiyle örtüştüğü için hususiyetten söz edilemez.

Tartışmalı orta bant. Rol tanımı, ton talimatı, birkaç örnek ve çıktı formatı içeren orta uzunlukta promptlar. Burada değerlendirme somut olaya bağlıdır: örneklerin seçimi, sıralaması, kısıtların kurgulanışı yazarına özgü tercihler barındırıyorsa hususiyet iddiası savunulabilir hâle gelir.

Koruma ihtimali güçlü olanlar. Sayfalarca uzunlukta, katmanlı sistem promptları; kendine özgü bir terminoloji ve anlatım kurgusu geliştiren prompt zincirleri; özgün biçimde yazılmış örnek diyaloglar ve senaryolar içeren prompt setleri. Bunlarda ifade, işlevden ayrışacak kadar genişlemiştir; farklı bir yazarın aynı işlevi bambaşka bir metinle kuracağı rahatlıkla söylenebilir.

 

Kısacası promptlar bakımından sorulacak soru “prompt korunur mu?” olmamalı, “hangi prompt korunur?” olmalıdır.

 

Ölçütü somutlaştırmak için bir örnek vermek yerinde olacaktır. Bir hukuk teknolojisi şirketinin, kira sözleşmelerindeki riskli hükümleri tespit eden bir promptu olduğunu varsayalım. Bu promptun “kira sözleşmesindeki riskli maddeleri bul” cümlesinden ibaret çekirdeği hiçbir biçimde korunmaz; bu, bir yöntemin tarifidir ve aynı işi yapmak isteyen herkesin kaçınılmaz olarak kuracağı cümledir. Buna karşılık aynı promptun; risk kategorilerini kendine özgü bir sınıflandırmayla tanımlayan, her kategori için yazarın kaleminden çıkmış örnek maddeler ve karşı örnekler içeren, tereddüt hâlinde izlenecek muhakeme adımlarını özgün bir anlatımla kurgulayan otuz sayfalık hâli için aynı şey söylenemez. İkinci metinde ifade, işlevin dayattığı zorunlulukların ötesine geçmiştir; başka bir yazarın aynı sonucu bambaşka bir metinle üreteceği açıktır. Yargıtay’ın “bir başkası tarafından meydana getirilseydi aynı şekilde yapılmayacak olma” ölçütü, tam olarak bu ayrımı yakalamaya elverişlidir.

 

Bu örnek aynı zamanda korumanın kapsamındaki asimetriyi de gösterir. Uzun promptun metni korunsa bile, içerdiği risk sınıflandırması bir yöntem olarak serbest kalır. Rakip, sınıflandırmayı okuyup kendi cümleleriyle yeniden yazdığında telif ihlali doğmaz. Bu nedenle telif koruması, prompt sahibinin gerçekte korumak istediği şeyi yani promptun ardındaki fikri, hiçbir zaman tam olarak kapsamaz. Telif hukukunun prompt bakımından yapısal sınırı budur ve dördüncü bölümde ele alacağım alternatif koruma katmanlarının varlık sebebi de budur.

E. Prompt Kütüphaneleri ve Veri Tabanı Koruması

Tek tek promptlar eşiği aşamasa bile, bir prompt koleksiyonu bütün olarak korunabilir. İki ayrı yol vardır. Birincisi, FSEK m. 6 anlamında derleme/işlenme eser yoludur: seçme ve düzenleme özgün ise koleksiyon, unsurları korunmasa dahi korunur. İkincisi ve pratikte daha güçlü olanı, FSEK Ek m. 8’de düzenlenen veri tabanı yapımcısının sui generis hakkıdır. Bu hüküm, içeriğin elde edilmesi, doğrulanması veya sunumu için nitelik ve nicelik olarak esaslı bir yatırım yapan yapımcıya, veri tabanının önemli bir kısmının izinsiz aktarılmasını ve yeniden kullanılmasını yasaklama yetkisi tanır. Süresi 15 yıldır ve kritik biçimde hususiyet aramaz, yatırımı korur.

 

Yüzlerce promptun test edilerek, ölçülerek, sürüm sürüm iyileştirilerek toplandığı bir kurumsal prompt kütüphanesi, tam da bu hükmün hedeflediği yatırım tipidir. Türk hukukunda prompt varlıklarının en gerçekçi telif temelli koruma zemini, kanaatimce burasıdır.

III. Prompt Yazmak Çıktı Üzerinde Hak Doğurur mu?

Şimdi ikinci soruya geçelim. Prompt sahibinin eser sahibi sayılması gerektiğini savunan görüş, YZ’yı ressamın fırçası veya yazarın daktilosu gibi bir araç olarak konumlandırır; esere nihai şeklini verenin, yaratıcı tercihleri yapanın kullanıcı olduğu kabul edilir. Bu modelin en zayıf noktası, kullanıcı katkısının çoğu zaman “bir düğmeye basmak” kadar mekanik kalabilmesidir.[10]

 

Doktrinde bu ayrımı yapmak için başvurulan araç, yaratıcı süreç testidir. Testte insan katkısının “minimal” mi yoksa “belirleyici” mi olduğuna bakılır: kullanıcının rolü yalnızca komut vermekle sınırlıysa ve kompozisyon, renk, ışık gibi unsurlar tamamen YZ’nın tercihleriyle şekilleniyorsa insan hususiyetinin esere sirayet ettiğinden söz edilemez; buna karşılık insan, ifade biçimini serbest ve bilinçli tercihleriyle ayırt edilebilir şekilde yönlendiriyorsa belirleyici katkı vardır.[11] Karşılaştırmalı hukuktaki emsaller bu testin nasıl uygulandığını göstermektedir.

 

Zarya of the Dawn. ABD Telif Bürosu, Midjourney ile üretilen görselleri içeren çizgi romanda, yazarın metnini ve görsellerin seçim ve düzenlemesini korumaya değer bulmuş; ancak görsellerin kendisini koruma dışında bırakmıştır. Gerekçe açıktır: promptlar, çıktı üzerinde belirleyici bir kontrol değil, olsa olsa bir yönlendirme sağlamaktadır.[12]

 

Théâtre D’opéra Spatial. Aynı kurum, altı yüzden fazla prompt denemesiyle üretilen görselin tescil talebini reddetmiştir.[13] Bu karar özellikle önemlidir: prompt üzerinde harcanan emeğin niceliği, insan hususiyetinin çıktıya sirayet ettiğini göstermeye tek başına yetmemektedir.

 

Thaler v. Perlmutter. Mahkeme, insan yaratıcılığının telif hakkının temel şartı olduğunu teyit ederek makinenin yazar sayılamayacağına hükmetmiştir.[14]

 

Li v. Liu ve Tencent v. Shanghai Yingxun. Çin mahkemeleri ise pragmatik ve ekonomik korumayı merkeze alan bir duruş sergilemiştir. Li v. Liu kararında, YZ’ya girilen özgün komutlar vasıtasıyla ortaya çıkan görsellerin kullanıcının yönlendirme ve vizyonunu yansıttığı gerekçesiyle telif rejimine dâhil edilebileceği belirtilmiştir. Tencent kararında ise otomatik üretilen bir finansal rapora, sistemi kuran şirketin veri seçimi, format belirleme ve parametre düzenleme çabaları gerekçe gösterilerek koruma tanınmıştır.[15]

 

Avrupa Birliği’nin konumu ise ABD ile Çin arasında bir yerde durur. Avrupa Parlamentosu’nun 2020 tarihli ilke kararı, “YZ destekli insan yaratımları” ile “YZ tarafından üretilen otonom çıktılar” arasında kesin bir ayrım yapmakta; YZ’nın yalnızca araç olarak kullanıldığı ve insanın yaratıcı kontrolünün baskın olduğu hâllerde mevcut fikrî haklar çerçevesinin uygulanacağını kabul etmektedir. İnsan müdahalesinin asgari kaldığı çıktılarda ise orijinallik ilkesinin gerçek kişiye bağlı olması nedeniyle telif korumasının doğmayacağı vurgulanmıştır. Prompt açısından bu, oldukça net bir mesaj taşır: promptun uzunluğu değil, kullanıcının çıktı üzerindeki kontrolünün derecesi belirleyicidir. Nitekim insan dışı bir varlığın telif hakkı sahibi olamayacağını ortaya koyan Naruto v. Slater kararının mantığı da aynı yöne işaret eder.[16]

 

Türk hukuku bakımından tablo şudur: FSEK’in hususiyet ve fikrî çaba unsurları üzerine kurulu yapısı karşısında, salt prompt yazmak ne kadar uğraşılmış olursa olsun çıktı üzerinde eser sahipliği doğurmaya kural olarak yetmez. Prompt, seçim, düzenleme, ayıklama, yeniden işleme gibi başka insan katkılarıyla birleştiğinde ise tablo değişir; korunan şey çoğu zaman ham çıktı değil, insan tarafından yapılan bu düzenlemenin kendisi olur.

IV. Telif Dışı Koruma Katmanları

Promptlar için telif korumasının dar ve öngörülemez olması, promptların korunamayacağı anlamına gelmemektedir.

Türk hukukunda ticari sırlara ilişkin özel bir kanun bulunmamakla birlikte, Türk Ticaret Kanunu m. 55/1-d, ticari sırların hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesini ve kullanılmasını haksız rekabet hâli olarak düzenler. Gizli tutulan, erişimi sınırlandırılan ve ekonomik değeri bu gizlilikten kaynaklanan bir sistem promptu, bu korumadan yararlanmaya elverişlidir. Fiilen sektörde en yaygın koruma yöntemi budur; ancak koruma yalnızca sır gizli kaldığı sürece sürer. Promptu tersine mühendislikle ortaya çıkaran veya bağımsız olarak aynısını geliştiren üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.

Gizlilik sözleşmeleri, lisans şartları, kullanım kısıtları ve rekabet yasağı kayıtları, promptun dolaşımını fiilen telif hukukundan daha etkili biçimde sınırlar. Sözleşmenin zayıflığı nispiliğidir: yalnızca taraflar arasında hüküm doğurur, üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.

 

FSEK m. 18/2, çalışanların işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki mali hakların, aksi kararlaştırılmadıkça çalıştıran tarafından kullanılabileceğini öngörür. Prompt geliştirmenin iş tanımının parçası olduğu şirketlerde bu hüküm önemli bir güvence sağlar; ancak eserin FSEK anlamında eser sayılması ön şartına bağlıdır. Bu nedenle iş sözleşmesine açık devir kaydı konulması yerinde olur.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 82/2, zihnî faaliyetlere ilişkin plan, kural ve yöntemler ile bilgisayar programlarını ve bilginin sunumunu buluş saymamaktadır. Bir promptun, teknik bir etkiye yol açan daha geniş bir sistemin parçası olmaksızın tek başına patentlenmesi mümkün görünmemektedir.

. Prompt setinin veya prompt tabanlı bir ürünün adı marka olarak tescil edilebilir. Bu, içeriği değil ticari kaynağı korur; ama pazarda taklit ürünlere karşı beklenenden etkili bir araçtır.

Sızdırılan Sistem Promptları:

Bu katmanların birbirini nasıl tamamladığı, en net biçimde sistem promptlarının sızdırılması olayında görülür. Kullanıcının, modeli kendi talimatlarını açık etmeye yönlendirerek sistem promptunu elde etmesi (prompt injection ya da prompt leaking), sektörde artık istisnai değil beklenen bir risktir.

 

Böyle bir olayda hukuki değerlendirme katman katman ilerler. Ticari sır koruması, sır fiilen ifşa olduğu andan itibaren ileri taşınamaz; sızdıran kişiye karşı haksız rekabet hükümleri işletilebilse de, sızdırılmış metni internette bulup kullanan üçüncü kişiye karşı aynı şey söylenemez. Sözleşmesel koruma da yalnızca kullanım şartlarını kabul etmiş taraflar bakımından sonuç doğurur. Geriye telif koruması kalır ve tam da burada, metnin hususiyet eşiğini aşıp aşmadığı sorusu teorik olmaktan çıkıp doğrudan bir dava stratejisi meselesine dönüşür. Sistem promptu yeterince kapsamlı ve özgün ifadeli yazılmışsa, ifşa olmuş olması korumayı ortadan kaldırmaz; çünkü telif hakkı gizliliğe bağlı değildir. Kısa ve işlevsel bir promptta ise elde tutunacak hiçbir dal kalmaz.

 

Bu, promptların hukuken korunmasını isteyen kurumlar için ilk bakışta ters gelen bir sonuç doğurur: gizlilik tedbirleri sırrı korurken, metnin özgün biçimde yazılmış olması sır ifşa olduktan sonraki tek dayanaktır. İkisi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

 

Son olarak, düzenleyici tarafta gelişen şeffaflık yükümlülüklerine değinmek gerekir. Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası, YZ tarafından üretilen içeriğin işaretlenmesi ve belirli kullanım hâllerinde bilgilendirme yapılması yönünde yükümlülükler öngörmektedir.[17] Bu tür bir beyan yükümlülüğü, prompt tartışmasını doğrudan etkileme potansiyeli taşır. İnsan katkısının niteliğini ve yoğunluğunu belgeleyen bir beyan rejimi, yaratıcı süreç testinin uygulanmasını kolaylaştırır; hak sahipliği iddiasında bulunan kişinin, promptun ötesindeki katkısını sonradan ispatlamasını da mümkün kılar. Öte yandan aynı rejim, ticari sır stratejisiyle gerilim içindedir: hangi promptun kullanıldığının açıklanması gerekiyorsa, gizliliğe dayalı koruma zayıflar. Kanun koyucunun bu dengeyi kurarken, beyan yükümlülüğünü promptun içeriğine değil, insan katkısının türü ve yoğunluğuna odaklaması isabetli olacaktır.

 

Karşılaştırmalı hukukta bu tür bir ayrımın hazır bir modeli de mevcuttur. Birleşik Krallık’ta CDPA m. 9/3, bilgisayar tarafından üretilen eserlerde sahipliği “gerekli düzenlemeleri yapan kişiye” atfetmekte; koruma süresini elli yılla sınırlandırmakta ve manevi hakları kapsam dışında bırakmaktadır.[18] Bu model, yaratıcılık ile eser sahipliğini birbirinden ayırarak, prompt yazan kişiye tam eser sahipliği vermeden hukuki bir dayanak sağlar.

V. Pratik Öneriler

Yukarıdaki çerçevenin pratik karşılığı şu şekilde özetlenebilir:

 

  1. Kritik promptları yazılı ve sürümlü tutun. Tarih, yazar ve değişiklik kaydı içeren bir depo, hem hususiyet iddiasını hem de öncelik iddiasını desteklemek için gerekli delili üretir.
  2. Tek tek promptlar yerine kütüphane kurgusu düşünün. FSEK Ek m. 8 koruması yatırımı esas aldığından, toplama, doğrulama ve test süreçlerinin belgelenmesi doğrudan hukuki değer taşır.
  3. Gizliliği fiilen uygulayın. Ticari sır koruması, erişim kontrolü, gizlilik taahhüdü ve sınıflandırma gibi somut tedbirler alınmadıkça ileri sürülemez. “Gizlidir” ibaresi tek başına yetmez.
  4. Sözleşmelere açık devir ve kullanım kayıtları koyun. Serbest çalışan veya ajans eliyle geliştirilen promptlarda mali hakların devri ayrıca kararlaştırılmalıdır.
  5. Çıktı üzerindeki hak iddianızı prompta değil, insan katkısına dayandırın. Seçim, düzenleme, kurgu ve yeniden işleme süreçlerinizi kayıt altına alın; koruma büyük olasılıkla oradan gelecektir.

Sonuç

Promptlar, fikrî mülkiyet hukukunun kategorilerine kolayca oturmayan melez bir varlık. Bir yandan doğal dille yazılmış, insan eliyle üretilmiş metinler oldukları için telif korumasının kapısında duruyorlar; öte yandan işlevsel, kısa ve büyük ölçüde standartlaşmış oldukları için hususiyet eşiğinin altında kalıyorlar.

 

Bu ikilemin çözümü, üretken YZ çıktıları bakımından savunduğum yaklaşımın aynısıdır: kategorik bir “korunur” ya da “korunmaz” cevabı yerine, kademeli bir değerlendirme. Basit komutlar korunmaz ve korunmamalıdır; bunların tekelleştirilmesi, dilin kendisinin tekelleştirilmesi anlamına gelirdi. Buna karşılık, üzerinde ciddi bir yazım emeği ve özgün bir ifade kurgusu bulunan kapsamlı sistem promptları ile esaslı yatırımla oluşturulmuş prompt kütüphanelerinin tümüyle korumasız bırakılması da ekonomik gerçeklikle bağdaşmaz.

 

Türk hukuku bakımından bugünkü tabloda promptların en güvenilir koruması, telif hukukundan değil; ticari sır, sözleşme ve veri tabanı yapımcısının hakkından oluşan üç katmanlı bir yapıdan geliyor. Kanun koyucunun bu alanda özel bir düzenleme yapması yakın vadede beklenmese de, FSEK’in mevcut araçlarının bilinçli biçimde kullanılması, prompt varlıklarını korumak isteyen kurumlar için hâlihazırda anlamlı bir zemin sunuyor.

Daha önce Hammurabi’den Ecem Doğan’ın yazdığı yazıyı okumak için bağlantıya tıklayınız.

Yazar: Umay Toker / Hammurabi

Kaynakça

Altınmakas, Umut. “Üretken Yapay Zekâ Tarafından Üretilen Fikrî Ürünlerde Yapay Zekânın Eser Sahipliği ve Telif Hakkı.” Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 11, no. 1 (2025): 457–80.

 

Aslan, Belgin. “Yaratıcılık, Orijinallik ve Hususiyet Kavramlarının Üretken Otonom Yapay Zekâ Sistemlerine Yansımaları ve Fikrî Haklar Boyutuyla Değerlendirilmesi.” Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi 10, no. 1 (2024): 3–23.

 

Avrupa Birliği. Yapay Zekâ Yasası (Artificial Intelligence Act). Regulation (EU) 2024/1689.

 

Avrupa Birliği Adalet Divanı. C-310/17, Levola Hengelo BV v. Smilde Foods BV. 13 Kasım 2018.

 

Copyright, Designs and Patents Act 1988 (Birleşik Krallık).

 

Çelik, Muhammet Emir. “Yapay Zekâ Ürünlerinin ve Sahiplik İkileminin Fikri Mülkiyet Hukuku Kapsamında Değerlendirilmesi.” Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 71, no. 2 (2022): 581–620.

 

Karaca, Uğur, ve Esra Karataş. “Yapay Zekâ Tarafından Meydana Getirilen Fikri Ürünlerin 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa Göre Korunması.” Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, no. 1 (2022): 17–50.

 

Kılıçoğlu, Ahmet M. Sınai Haklarla Karşılaştırmalı Fikri Haklar. 4. bs. Ankara: Turhan Kitabevi, 2018.

 

Lemley, Mark A. “Interfaces and Interoperability After Google v. Oracle.” Texas Law Review 100, no. 1 (2021).

Li v. Liu. (2023) Jing 0491 Min Chu No. 11279. Pekin İnternet Mahkemesi, 27 Kasım 2023.

 

Naruto v. Slater. 888 F.3d 418 (9th Cir. 2018).

 

 

Özkan, Zeynep Aslı. “Üretken Yapay Zeka Çıktılarının Fikri Mülkiyet Hukuku Kapsamında Değerlendirilmesi: Güncel Kararlar Işığında Bir İnceleme.” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, no. 2 (2025): 1697–1762.

 

Şen, Şevval. “Yapay Zekâ Tarafından Üretilen İçeriklerin Türk Telif Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi.” Terazi Hukuk Dergisi, no. 236 (2026): 155–64.

 

Tekinalp, Ünal. Fikrî Mülkiyet Hukuku. İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2012.

 

Tencent Technology (Shenzhen) Co., Ltd. v. Shanghai Yingxun Technology Co., Ltd. Nanshan Bölge Mahkemesi. No. (2019) Yue 0305 Min Chu No. 14010.

 

Thaler v. Perlmutter. No. 22-cv-1564 (D.D.C. Aug. 18, 2023), aff’d, 130 F.4th 1039 (D.C. Cir. 2025).

 

U.S. Copyright Office. “Artificial Intelligence and Copyright.” Federal Register 88, no. 167 (2023).

 

U.S. Copyright Office. Registration Decision, “Théâtre D’opéra Spatial.” 5 Eylül 2023.

 

Yalçın Uslu, Merve Nur. “The Legal Status of Artificial Intelligence and Copyrightability of AI-Generated Works.” Yüksek lisans tezi, İstanbul, 2023.

 

Yalçınkaya, Atahan. “Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Eserlerde Eser Sahipliği.” İstanbul Barosu Dergisi 97, no. 1 (2023): 109–27.

 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi. E. 2006/934, K. 2007/4555. T. 13.03.2007. Lexpera.

 

Yılmaztekin, Hasan Kadir. “Türk Fikrî Haklar Hukuku Yapay Zekâ Tarafından Meydana Getirilen Eserleri Korumak İçin Hazır mı?” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2020/2: 1513–86.

 

[1]Ünal Tekinalp, Fikrî Mülkiyet Hukuku (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2012), § 10, Kn. 22; Umut Altınmakas, “Üretken Yapay Zekâ Tarafından Üretilen Fikrî Ürünlerde Yapay Zekânın Eser Sahipliği ve Telif Hakkı,” Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 11, no. 1 (2025): 460.

[2]Ahmet M. Kılıçoğlu, Sınai Haklarla Karşılaştırmalı Fikri Haklar, 4. bs. (Ankara: Turhan Kitabevi, 2018), 123.

[3]Mark A. Lemley, “Interfaces and Interoperability After Google v. Oracle,” Texas Law Review 100, no. 1 (2021).

[4]Uğur Karaca ve Esra Karataş, “Yapay Zekâ Tarafından Meydana Getirilen Fikri Ürünlerin 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa Göre Korunması,” Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, no. 1 (2022): 35.

[5]Avrupa Birliği Adalet Divanı, C-310/17, Levola Hengelo BV v. Smilde Foods BV, 13 Kasım 2018.

[6]Şevval Şen, “Yapay Zekâ Tarafından Üretilen İçeriklerin Türk Telif Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi,” Terazi Hukuk Dergisi, no. 236 (2026): 157.

[7]Atahan Yalçınkaya, “Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Eserlerde Eser Sahipliği,” İstanbul Barosu Dergisi 97, no. 1 (2023): 111–12.

[8]Belgin Aslan, “Yaratıcılık, Orijinallik ve Hususiyet Kavramlarının Üretken Otonom Yapay Zekâ Sistemlerine Yansımaları ve Fikrî Haklar Boyutuyla Değerlendirilmesi,” Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi 10, no. 1 (2024): 4, 13.

[9]Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2006/934, K. 2007/4555, T. 13.03.2007 (Lexpera).

[10]Muhammet Emir Çelik, “Yapay Zekâ Ürünlerinin ve Sahiplik İkileminin Fikri Mülkiyet Hukuku Kapsamında Değerlendirilmesi,” Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 71, no. 2 (2022): 592–94.

[11]Hasan Kadir Yılmaztekin, “Türk Fikrî Haklar Hukuku Yapay Zekâ Tarafından Meydana Getirilen Eserleri Korumak İçin Hazır mı?,” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2020/2, 1540–45.

[12]U.S. Copyright Office, “Artificial Intelligence and Copyright,” Federal Register 88, no. 167 (2023); Zeynep Aslı Özkan, “Üretken Yapay Zeka Çıktılarının Fikri Mülkiyet Hukuku Kapsamında Değerlendirilmesi: Güncel Kararlar Işığında Bir İnceleme,” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, no. 2 (2025): 1715–20.

[13]U.S. Copyright Office, Registration Decision, “Théâtre D’opéra Spatial,” 5 Eylül 2023; Altınmakas, “Üretken Yapay Zekâ,” 469–70.

[14]Thaler v. Perlmutter, No. 22-cv-1564 (D.D.C. Aug. 18, 2023), aff’d, 130 F.4th 1039 (D.C. Cir. 2025).

[15]Li v. Liu, (2023) Jing 0491 Min Chu No. 11279 (Pekin İnternet Mahkemesi, 27 Kasım 2023); Tencent Technology (Shenzhen) Co., Ltd. v. Shanghai Yingxun Technology Co., Ltd., No. (2019) Yue 0305 Min Chu No. 14010 (Nanshan Bölge Mahkemesi).

[16]Naruto v. Slater, 888 F.3d 418 (9th Cir. 2018).

[17]Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası (AI Act), Regulation (EU) 2024/1689, m. 3 ve m. 50.

[18]Copyright, Designs and Patents Act 1988 (Birleşik Krallık), m. 9/3, 12/7 ve 79; Yalçın Uslu, “Legal Status of Artificial Intelligence,” 92.